Macaristan’ın başkenti Budapeşte; tarihi ve kültürel noktaları, termal hamamları, lezzetli mekanları ve renkli gece hayatı ile Avrupa’da gezilecek en güzel şehirlerden. Tuna Nehri’nin böldüğü Buda ve Peşte şehirlerinin birleşiminden oluşan şehir, yürüyerek çoğu yerini görebileceğiniz kolay bir rota. Budapeşte’nin ülkemizde bu kadar popüler bir rota olmasının ana nedenlerinden biri, kuşkusuz kendi para birimini kullanması. Ne var ki geçen sürede Macaristan da kendini Euro kuruna yaklaştırmış. Budapeşte için eskisi kadar ucuz diyemesek de eğlencesini hiçbir Avrupa şehrine değişmeyiz.

Beni yormayacak bir şehre gideyim, güzel mekanlar keşfedeyim, mimari detayları inceleyeyim, üzerine de bir kaplıca keyfi yapayım ve çok eğleneyim diyorsanız, gelmeniz gereken şehri artık biliyorsunuz! Kemerleri bağlayın, Budapeşte Gezi Rehberi’mize başlıyoruz!

Başlamadan Önce: Macaristan bir AB ülkesi olmasına rağmen para birimi Euro değil, Macar Forinti (HUF). Biz geziye gitmeden önce paramızı Euro’ya çevirip sonra da Budapeşte’de Ibla Change döviz bürosundan Euro’muzu Macar Forinti’ne çevirdik. Baktım ki en uygun yerde bile parayı çevirirken değer kaybediyoruz, bir süre sonra sadece kredi kartı harcadık. Size de bir miktar para çevirip geri kalan harcamaları kredi kartı ile yapmanızı öneririz. Yazıda tüm harcamaları HUF değerinde görebilirsiniz.

BUDAPEŞTE GEZİLECEK YERLER

Budapeşte, yürüyerek çoğu yerini gezebileceğiniz kompakt bir şehir. Tarihi mimarisi, lezzetli mekanları, eğlenceli ruin barları ve termal deneyimi ile Avrupa’nın en keyifli şehirlerinden. Aşağıdaki rotayı takip ederek kendinize şehirdeki tarihi mekanları göreceğiniz güzel bir yürüyüş rotası çıkartabilirsiniz. Eklemeden geçmeyelim; mimari ve müze gezilerinin yanı sıra termal havuza da gidecekseniz gezi rotasına ek olarak en az yarım gün daha vaktiniz olmalı.

#1 St. Stephen’s Bazilikası:

Macaristan’ın en büyük kiliselerinden biri olan St. Stephen Bazilikası, Parlamento Binası ile birlikte Budapeşte’nin en uzun mimarilerinden biri. 1905 yılında tamamlanan kilisenin inşaatı 54 yıl sürmüş, bulunduğu yerde daha önceden bir tiyatro yapısı varmış. Kilisenin adı, Macaristan’ın ilk kralı olan St. Stephen’dan geliyor; kilise içindeki müzede sanat çalışmalarının yanı sıra kendisinin kutsal sayılan sağ eli de bulunuyor.

Bir Katolik kilisesi olan St. Stephen, Neo – Klasik mimarisi ile dikkat çekiyor. Panoramik manzara seviyorsanız, kilisenin 86m uzunluğundaki çan kulesine de çıkabilirsiniz. Kiliseye giriş ücretsiz ama 200 HUF bağış yapmanız gerekiyor, çan kulesine çıkmak kişi başı 1000 HUF. Manzara için 364 basamak tırmanmak gerek.

#2 Vörosmarty Meydanı:

Budapeşte’nin en turistik noktalarından biri olan Vörosmarty Meydanı, şehrin en önemli etkinliklerinin ev sahibi. Meydanın konumu hem Tuna Nehri kıyısına hem de Budapeşte’nin alışveriş caddelerine çok yakın. Noel döneminde noel pazarının da kurulduğu Vörosmarty Meydanı çevresinde çok sayıda mağaza, restoran ve kafe bulunuyor. Buraya gelmişken, Budapeşte’nin en ünlü alışveriş caddesi Vaci Utca’ya uğramayı ihmal etmeyin.

#3 Szechenyi Chain Bridge:

Budapeşte’nin simgelerinden biri olan Chain Bridge; Tuna Nehri üzerinde, Buda ve Peşte bölgelerini birbirine bağlayan zincirli bir asma köprü. Taş köprü, 1849 yılında tamamlanmış ve şehrin silüetine de gerçekten çok yakışıyor. İkinci Dünya Savaşı’nda zarar gören köprü, 1949’da yeniden inşa edilmiş. Haliyle, şu an göreceğiniz hali de aslında ikinci yapımdan günümüze uzanan hali. Budapeşte’ye gelip burada yürümek bir klasik ama kış aylarında Tuna’dan esen rüzgarla hafiften sersemliyorsunuz o başka. 🙂 Fotoğraf çekmeyi seviyorsanız, buradan iyi manzaralar yakalarsınız.

#4 Budapeşte Parlamento Binası:

Chain Bridge’de yürürken de tüm görkemiyle göreceğiniz Budapeşte Parlamento Binası, Tuna Nehri kıyısında, Peşte bölgesinde yer alıyor. Neo – Gotik mimarisiyle şehrin en güzel mimarilerinden biri olan Parlamento Binası 1902 yılında açılmış. Yapının bir diğer özelliği; St. Stephen Bazilikası ile aynı uzunlukta olması. Bu, din ve devlet işlerinin arasındaki dengenin sembolü.

İnşaatında yaklaşık 100.000 kişinin çalıştığı söylenen Parlamento Binası, bugün Macaristan’ın en büyük ve en geniş mimarisi. Meclis tarafından yalnızca bir bölümü kullanıldığı için, diğer alanlar ziyarete açık. Cephe işlemeleri, heykel süslemeleri ve iç mekan dekorasyonu ile gerçek anlamda bir mimari şov olan Parlamento Binası’na giriş ücreti kişi başı 6700 HUF, AB üyesi ülkelerden birinde yaşıyorsanız indirimli fiyat uygulanıyor ve 3500 HUF ödüyorsunuz. 6-24 yaş arası AB dışı ülkelerden gelenler için bilet ücreti 3500 HUF. Nisan – Ekim ayları arası 08:00 – 18:00, Kasım – Mart ayları arası 08:00 – 16:00 arası gezebilirsiniz.

#5 Shoes on the Danube Bank:

Parlamento Binası’nın Tuna kıyısından Chain Bridge’e doğru yürüdüğünüzde Shoes on the Danube Bank anıtını göreceksiniz. Burası, II. Dünya Savaşı esnasında bu kıyıda kıyafetleri ve ayakkabıları çıkartılarak kurşuna dizilen Yahudiler’in anısına yapılmış.

Budapeşte’de doğup yaşayan yönetmen Can Togay’ın fikri ve tasarımı ile Macar heykeltıraş Gyula Pauer tarafından yapılan bu anıt 60 çift demir ayakkabıdan oluşuyor. Modelleri birebir o döneme ait olan ayakkabıların yanlarına çiçek ve mum bırakmak buranın bir ritüeli.

#6 Fisherman’s Bastion:

Budapeşte’nin en güzel yerlerinden biri olan Fisherman’s Bastion, Buda Kalesi bölgesinde ve eskiden Budapeşte şehir surlarının olduğu yerde konumlanıyor. Türkçe adı Balıkçı Tabyası, zaten Fisherman’s Bastion’da şehrin balıkçılara emanet edilen istihkam alanı olarak ayrılmış. Tabya adı, bölgenin savunma amaçlı kullanımından geliyor. Çünkü, eskiden balıkçılar sadece balık satmak için değil aynı zamanda şehrin savunmasında da görev alıyormuş.

Balıkçı Tabyası’nın Disneyland’daki Uyuyan Güzel Şatosu’nu andıran Neo – Gotik stildeki kuleleri, zamanında şehri gözetleme amacıyla yapılmış olsa da günümüzde Budapeşte’de fotoğraf çekilecek en iyi noktalardan biri olarak öne çıkıyor. Tabyanın yedi kulesi, Macar kavimlerinin liderlerlerini temsilen yapılmış. Hepsi, Tuna Nehri’ne bakan panoramik manzaraya sahip. En uzun olanına ayrı bir ücret ödeyerek çıkabilirsiniz; ama biz pek gerek duymadık. Tüm kule ve terasların manzarası yeterince güzeldi.

Fisherman’s Bastion bölgesine giriş gece gündüz mümkün ve ücretsiz. Kendisi şehrin en turistik bölgesi olduğundan sabah 11:00 itibariyle bir anda kalabalıklaşıyor. Bu nedenle, burayı sakin sakin gezmek ve boş fotoğraflamak için kesinlikle sabah erken saatlerde gelmeniz gerek. Gün doğumu zamanı ve 08:00-09:00 arası en ideal saatler. Tabyanın genel alanına giriş ücretsiz olsa da teras ve şapel gibi özel alanlara girmek için 1000 – 1800 HUF arası değişen ücretler alınıyor. Tüm alanlara ait biletleri tabyanın girişindeki gişeden alabilirsiniz.

Chain Bridge üzerinden Buda Kalesi ya da Fisherman’s Bastion’a giderken yürümek haricinde Castle Hill Finiküleri’ni kullanabilirsiniz. Finiküler tek yön 1400 HUF, gidiş – dönüş 2000 HUF. Biz yukarı çıkışta finiküler kullanıp dönüşte yürüyerek indik. Zaten geze geze gittiğimiz için en mantıklısı bu oldu.

#7 Matthias Kilisesi:

Fisherman’s Bastion’un hemen arkasında kalan Matthias Kilisesi, Holy Trinity Meydanı’nda yer alan bir Katolik Kilisesi. Kilise ilk olarak 1015 yılında ve St. Stephen döneminde Romanesk stilde inşa edilip zaman içinde dönemin benimsediği farklı stillerle yenilenmiş. Bugün göreceğiniz kilise, 14. yüzyılın ikinci yarısında yapılan Gotik stildeki mimariden oluşuyor. Macaristan’ın en büyük kiliselerinden biri olan Matthias Kilisesi, Buda şehrinin de en büyük ikinci kilisesi. Bu görkemli mimarinin bir diğer özelliği de Buda’nın taç giyme törenlerine ve kraliyet ailesinin özel günlerine ev sahipliği yapması.

Kilise, Pazar günleri hariç sabah 09:00’da ziyarete açılıyor, giriş ücreti kişi başı 1800 HUF. Yapıya ayrı bir güzellik katan çan kulesine giriş ise yine kişi başı 1800 HUF. Çan kulesi, her gün 10:00 – 17:00 arası ziyarete açık.

Matthias Kilisesi’nden Buda Kalesi’ne giderken yol üzerindeki Ruszwurm’a da uğrayın. Şehrin ilk şekerci ve kafelerinden biri olarak 1827 yılında açılmış. Ruszwurm, halen Budapeşte’nin en ikonik mekanlarından.

#8 Buda Kalesi:

Tarihte Kraliyet Sarayı olarak kullanılan Budin Kalesi, günümüzde Budapeşte’nin önemli müzelerine ev sahipliği yapan bir kültür – sanat bölgesine çevrilmiş. Matthias Kilisesi’nden yürüyerek ulaşabileceğiniz kale, ilk olarak 1265 yılında tamamlanmış ama daha sonra çok defa yenilik ve onarım geçirmiş. Bugün karşımıza çıkan Barok detaylı kale mimarisi 1749 – 1769 yılları arasında yapılan renovasyona ait. Konumu, Budapeşte’nin Orta Çağ dokulu sokaklarının, eski evlerinin, idari binalarının bulunduğu ve ilk yerleşim bölgelerinden olan Castle Hill’de. Buraya, Fisherman’s Bastion’u anlatırken yazdığımız Castle Hill finiküleri ile de gelmek mümkün. Zira, yürüyerek yokuş tırmanmak biraz yorucu olabilir.

UNESCO koruması altında olan Castle Hill bölgesinin en önemli yapılarından biri kuşkusuz Buda Kalesi. Günümüzde Macar Ulusal Galerisi’ne, Tarih Müzesi’ne, Kimya Müzesi’ne, Szechenyi Kütüphanesi’ne ve Askeri Müze’ye ev sahipliği yapan kalenin Tuna’ya bakan terasları da oldukça etkileyici. Biz müzeler arasından Ulusal Galeri’yi gezdik. Macar sanat koleksiyonunu içeren Ulusal Galeri’ye giriş ücreti kişi başı 3200 HUF.

#9 Gellert Tepesi:

Tuna’ya bakan Gellert Tepesi, panoramik manzarası ile şehri kuş bakışı izlemeyi sevenler için ideal bir nokta. Tepenin adı, Budapeşte’de Hıristiyanlığı yaymak için çalışan ancak Paganlara karşı verdiği mücadele esnasında tepede öldürülen psikopos Aziz Gellert’ten geliyor. Gellert Tepesi, bol yeşilli bir manzara noktası olduğu kadar çevresindeki tarihi anıtlarla da önemli. Bu anıtlardan biri de Aziz Gellert’e adanmış.

Tepede görülecek diğer yerler arasında; Macar heykeltıraş Strobl tarafından yapılan Özgürlük Anıtı, Avusturya – Macaristan dönemine ait Habsburg Kalesi ve bir mağara kilisesi bulunuyor. Tuna Nehri ile birlikte UNESCO koruması altında olan bu tepe, Osmanlı döneminde Gürz İlyas Bayırı olarak adlandırılmış. Tepede bu dönemde yapılmış bir türbe de bulunuyor. Ulaşımı Buda Kalesi’ne kıyasla daha zor olduğu için otobüsle ya da tram’la gelmek daha iyi olur.

#10 Gellert Termal Hamamı:

Budapeşte, tarihi noktalarıyla olduğu kadar kaplıca ve hamamları da ünlü. Şehir merkezindeki en ünlü seçeneklerden biri de Gellert Tepesi’ne çıkan yolun başında bulunan Gellert Termal Hamamı. Özellikle, şehirde vaktiniz varsa Budapeşte’ye gelmişken bu deneyimi de yaşamanızı tavsiye ederiz.

Daha önceden de farklı hamam yapılarının bulunduğu bölgede Art Nouveau mimarisiyle 1918 yılında açılan Gellert Termal Hamamı, Avrupa’daki en değerli Art Nouveau yapılarından biri kabul ediliyor. Gellert Hotel’in bir bölümü olan termal hamamda açık ve kapalı özelliklerle 10 havuz bulunuyor. Hamamda jeotermal havuzların yanı sıra masaj alanı da yer alıyor, olanak bakımından oldukça zengin bir yer.

Vaktiniz kısıtlıysa yine de Gellert Hamamı’nın ana alanını ziyaret etmenizi öneririz; girişi ücretsiz. Havuzlar ve tesisin diğer alanları için tesisten alacağınız hizmete göre rakamlar değişiyor. Genel olarak bir fiyat vermek gerekirse, masaj hariç giriş rakamları hafta içi dolap kullanımı ile birlikte kişi başı 5900 HUF, hafta sonu 6100 HUF. Havuzları kullanmayacaksanız ama yine de hamamı gezmek istiyorsanız Salı, Perşembe ve Cumartesi günleri 11:00 – 15:00 arasına 2000 HUF ödeyerek tesisi gezebilirsiniz. Masaj paketlerinin ayrıca fiyatlandırılıyor, websitelerinden inceleyebilirsiniz. Hamam öğleden sonra kalabalıklaştığı için en güzeli sabah saatlerinde gelmek.

#11 Liberty Bridge:

Budapeşte’nin Tuna Nehri üzerinden, Buda ve Peşte bölgelerini birbirine bağlayan bir diğer güzel köprüsü de Liberty Bridge, yani Özgürlük Köprüsü. Bir ucunda Gellert Hamamı, diğer ucunda şehrin ana pazar alanı olan Central Market Hall bulunuyor; köprünün her iki yakası da Budapeşte’nin turistik noktalarına çıkıyor. İlk olarak 1896 yılında tamamlanan köprü, İkinci Dünya Savaşı esnasında tahrip olduktan sonra Millenium World Exhibition’ın bir parçası olarak 19. yüzyılın sonunda yenilenmiş. Liberty Bridge, yeşil rengi ve Art Nouveau detaylarıyla oldukça dikkat çekici.

#12 Central Market Hall:

Macaristan’ın en büyük eski pazarı olan Central Market Hall, şehrin ilk belediye başkanı Kamermayer tarafından yapılmaya başlanıp 1897 yılında açılmış. Alışveriş caddesi Vaci Utca’nın sonunda ve Liberty Bridge’in başında bulunan büyük pazar üç kata yayılan, hayli geniş bir alana hakim. Giriş katında daha çok et, şarküteri, hamur işi ve çiftlik ürünleri yer alıyor. İkinci kat yemek yenebilecek yerler ve hediyelik eşya dükkanlarına ayrılmış, en alt kat ise kasap ve balık tezgahlarına ev sahipliği yapıyor.

Central Market Hall, Pazartesi’den Cumartesi’ye her gün sabah 06:00’da açılıyor. Pazartesi günleri 17:00’de, Salı’dan Cumartesi’ye 18:00’de, Cumartesi günleri 15:00’te kapanıyor. Gezmek için en ideal gün Cumartesi; ancak mutlaka erkenci olmak gerek.

#13 Dohany Street Synagogue:

Dünyanın en büyük ikinci sinagogu olan Dohany Sinagogu, Jewish Quarter olarak bilinen 7. bölgede yer alıyor. Macaristan’da yaşayan Yahudilerin kurduğu iki büyük organizasyondan biri olan Neolog’ların merkezi konumundaki sinagog 3.000 kişilik bir kapasiteye sahip. Dohany Sokağı Sinagogu, Budapeşte’nin dini yapılarından farklı olarak Mağribi stilinde yapılmış. İç dekorasyonunda Kuzey Afrika ve Orta Çağ İspanya’sından ilham alan İslami detaylar kullanılan sinagogda Yahudi kültürünü aktaran bir müze ve arşiv bölümü de bulunuyor.

Sinagog, Cumartesi günleri ziyarete kapalı, diğer günlerde saatler mevsime göre değişiklik gösterdiğinden gitmeden önce internetten kontrol etmenizi öneririz. Tüm alanları ve sinagogu gezmek için giriş ücreti kişi başı 5000 HUF. Buradan sonra, istikamet Özgürlük Meydanı. Bol yeşilli bu halka açık meydan, akşamüstü yürüyüşü için ideal.

#14 Macar Devlet Operası:

Neo – Rönesans stili mimarisi ve Barok detayları ile Budapeşte’nin en güzel binalarından biri olan Macar Devlet Opera binası, Avusturya – Macaristan imparatoru Franz Joseph I tarafından yaptırılmış. Yapımına 1875 yılında başlanan ve 1884 yılında açılan opera binası, günümüzde şehrin en önemli sanat komplekslerinden biri.

Uzun süredir renovasyon sürecinde olan opera binasının ana salonu kapalı ve açılması 2020 yılı içerisinde olacak. Temsiller ve performanslar geçici olarak Erkel Tiyatrosu’na taşınmış olsa da Opera Binası ziyarete açık. Giriş ücreti 2500 HUF ve ücrete rehberli tur da dahil. Her gün 14:00, 15:00 ve 16:00’da İngilizce olarak gerçekleştiriliyor.

#15 New York Cafe:

1894 yılında açılan ve şu an otel olarak hizmet veren New York Sarayı’nın bir parçası olan kafe, bir zamanlar yazarların ve entelektüel kesimin favorisiymiş. Şimdi ise Budapeşte’nin en popüler ve en lüks mekanlarından. Gerçekten de müze gibi bir mimarisi ve dekorasyonu var; şehrin en iyi Barok stil örneklerinden de biri. Oturmayacak olsanız bile gelip içini görebilirsiniz, kafe her gün 00:00’a dek açık. Yeme içme açısından fiyatlar pahalı, önünde de inanılmaz bir sıra oluyor. Eğer, hızlıca girebilecek gibiyseniz es geçmeyin.

#16 Vajdahunyad Kalesi:

Macaristan’ın 1000. yıl kutlamaları kapsamında maket olarak yapılan Vajdahunyad Kalesi, halkın yapıyı çok sevmesi sonrası 1904 – 1908 yılları arasında aynı şekilde inşa edilmiş. Kalenin belirli bir stili yok; birçok farklı akımdan ve Romanya’daki Hunyad Kalesi’nden detaylar içeriyor. Kale, bugün Macar Tarım Müzesi’nin ev sahibi. Yeterli vaktiniz varsa, önündeki gölet ve çevresindeki park alanı ile listeye dahil edin deriz.

#17 Budapeşte Güzel Sanatlar Müzesi:

Vajdahunyad Kalesi’nin çok yakınındaki Güzel Sanatlar Müzesi, şehrin önemli noktalarından Kahramanlar Meydanı’na komşu. 1900 – 1906 yılları arasında Eklektik Neoklasik tarza yapılan güzel binasında, Avrupa sanatının tüm dönemlerinin yanı sıra Avrupa’dan ve Macaristan’dan sanat çalışmaları kronolojik olarak sergileniyor. Müzede antik Mısır, antik dönem, 13. – 18. yüzyıl arası resimler, Orta Çağ’dan 17. yüzyıla heykeller, modern sanat dönemi ve grafik koleksiyonu gibi bölümler bulunuyor. Müze Pazartesi günleri kapalı, diğer günler 10:00 – 18:00 arası ziyarete açık. Giriş kişi başı 3200 HUF.

#18 Terör Evi Müzesi:

Alman işgali sırasında nazilerin, komünist dönemde ise devletin sorgu ve işkence için kullandığı eski karakol binası, Orta ve Doğu Avrupa Tarih ve Toplum Vakfı tarafından bir müzeye dönüştürülmek amacıyla satın alınıp bir zamanlar burada esir tutulanlar, işkence ve türlü sebeplerle hayatını kaybedenler için bir anıt formunda yenilenerek House of Terror Museum’a çevrilmiş. Terör Müzesi, 20. yüzyıl Macar devletinin faşist ve komünist rejimleri ile ilgili detaylara yer veren geniş bir sergiyi içeriyor. İşkencelerin yapıldığı hücreler, Nazi ve Sovyet dönemine ait objeler, o dönemi anlatan ses efektleri ve videolar bu korkunç dönemleri aktarabilmek için ustalıkla bir araya getirilmiş. Tek sorun, röportaj ve video kayıtlarının bazılarında İngilizce alt yazı yok. Müze Pazartesi günleri kapalı, diğer günler 10:00 – 18:00 arası açık. Giriş kişi başı 3000 HUF.

#19 Széchenyi Termal Hamamı:

1913 yılında tamamlanan Szechenyi Termal Hamamı, Budapeşte’nin en ünlü ve en çok ziyaret edilen kaplıcası. Osmanlı dönemi ile Türklerden alınan bu gelenek, artık Budapeşte’nin bir turizm klasiği olmuş durumda. Szechenyi Termali de bu klasiğin şehirdeki bayrak taşıyıcısı.

Kompleksin içerisinde dereceleri ve su özellikleri değişen 3 açık, 15 kapalı havuz bulunuyor. Aynı Gellert Termal’inde olduğu gibi sauna, spa ve masaj olanakları da mevcut. Havuzlar doğal kaynak suyu içerdiğinden yıl boyunca açık. Avrupa’nın en büyük termal hamamı olan Szechenyi’yi ziyaret etmek için şehirdeki gezinize ek olarak en az bir yarım gününüz daha olmalı. Gellert gibi burası da öğleden sonra çok ama çok kalabalıklaştığından, sabah erkenden gelmek en mantıklı seçim olur. Hamama giriş paketi hafta içi 6800 HUF, hafta sonu 7200 HUF. Alacağınız hizmete göre ödeyeceğiniz rakam değişiyor, tüm fiyatları siteden inceleyebilirsiniz.

SZIGET MÜZİK FESTİVALİ

Avrupa’nın en iyi müzik festivallerinden biri kabul edilen Sziget Müzik Festivali, her yıl Ağustos ayında eskiden Buda Adası olarak adlandırılan bugünün Obudai Adası’nda gerçekleşiyor. Budapeşte’nin en önemli kültür ve turizm etkinliği olan Sziget’in en sevilen festivallerden biri olma nedeni; line-up’larının yanı sıra program kapsamında gün boyu süren kültür ve sanat aktivitelerine ve farklı temalarda planlanan partilere de yer vermesi.

Festival, 7 gün boyunca sürüyor ve biletler çıktığı gibi tükeniyor. İşin aslı, program o kadar dolu oluyor ki Sziget için Budapeşte’ye ayrıca gelmek gerek. Zaten, festivalin olduğu hafta şehrin en kalabalık dönemlerinden biri. Haliyle fiyatlar daha yüksek ve konaklama seçenekleri çok erkenden, hızlıca doluyor. Erken hareket ederseniz şehri gezmeyi festival başlamadan önceki 2-3 güne denk getirip sonrasında da Obudai Adası’na geçebilirsiniz. Yaşasın bir taşla iki kuş!

Sziget ile Özgürlük Adası adını alan bu bölgede yeme içme, konaklama, duş ve tuvalet, hatta aileler için çocuklarını bırakacakları kreş ve oyun alanları bile düşünülmüş. Avrupa’nın en organize festival ortamlarından biri olarak, görece diğerlerine göre daha makul bir bütçeye geleceğini de ekleyelim. Sziget Festivali, 2020 yılında Covid-19 önlemleri nedeniyle gerçekleşmeyecek ama genellikle 6-17 Ağustos tarihleri arasında bir zamanda gerçekleşiyor. Detaylarını websitelerinden takip edebilirsiniz.

RUIN BAR NEDİR VE BUDAPEŞTE’NİN RUIN BARLARI

Budapeşte’ye gitmeden önce araştırma yaparken okuduğumuz tüm yazılar ısrarla şehrin gece hayatının altını çiziyordu. Gözümüzle görmeden anlayamadık, kusura bakmayın Budapeşteliler! Hatta, ne yalan söyleyelim, gezdiğimiz bu kadar Avrupa şehrinin ardından gördüklerimizden de çok fazla etkilenmemiştik. Ne zaman ki gece hayatına giriş yaptık, o zaman anladık ki Budapeşte eğlenmek için muazzam bir şehir! Bu eğlencenin en önemli etkenlerinden biri şüphesiz bir Budapeşte konsepti olan ruin barlar!

Ruin bar için en basit tabirle harabe barlar diyebiliriz. Komünizmin sonrasında yıllarca bastırılmış sanat ve eğlence isteği her şeyin önünde gelmeye başlıyor. Bazı girişimciler de merkezdeki terk edilmiş metruk binaları alarak, hiçbir renovasyon yapmadan, etraftan topladıkları alakasız objelerle buraları dekore ediyor. Duvarlar ve boş kalan alanlar sokak sanatçıları ve adı bilinmeyen sanatçıların çalışmaları ile donatılıyor. Sonunda da ortaya hippivari renkli mekanlar çıkıveriyor. Barların avluları ve arka bahçeleri gündüz kafe ve doğal ürünlerin satıldığı pazarlar olarak kullanılırken akşamları müzik eşliğinde bara dönüşüyor. Budapeşte’de ruin bar akımını başlatan ilk mekan Szimpla Kert ama şehirde 20’nin üzerinde harabe bar bulunuyor. Çoğu da Yahudi mahallesi civarında dağılıyor.

Eskiden bir açıkhava sineması olan Szimpla Kert, arkada koca bahçesi ve etrafında sıralanan odacıklardan oluşan, pub’dan şarap barına, nargilecisine, girişinde de bir tasarım pazarı kurulan ilk ruin bar. Bir diğer sevilen bar Instant; Szimpla Kert’e kıyasla daha fantastik bir dekorasyona sahip. Labirent gibi planlandığı için odalar arasında kaybolmak son derece olası. Daha rahat bir servis anlayışına sahip Fogas Haz, parti kavramının uzağında sohbet edilebilecek tarzdaki Csendes Vintage Bar & Cafe, lüks ruin barlar sınıfındaki Mazel Tov ve Doboz da listeye eklenebilir.

BUDAPEŞTE’DE NEREDE NE YENİR

Açıkçası, Budapeşte’de gezilecek yerden çok keşfedilecek restoran, kafe, bar, ve kahveci olduğundan Budapeşte Yeme İçme Önerileri yazısını ayrıca hazırladık. Meraklısını aşağıdaki yazımıza alalım. 😊

BUDAPEŞTE’DE ULAŞIM

Biz havalimanı ulaşımı haricinde ihtiyaç duymadık ama Budapeşte’de otobüs, metro, tramvay ve troleybüs gibi çeşitli toplu taşıma araçlarının gayet geniş bir ağda hizmet verdiğini söyleyebiliriz. Toplu taşıma araçları için tek yön bilet 350 HUF, eğer şoförden alırsanız o zaman 450 HUF ödüyorsunuz. Biletleri durakların yanlarında bulunan gişe ve otomatlardan alabilirsiniz.

Budapeşte Havalimanı’ndan Merkeze Ulaşım

Budapeşte Franz Liszt Havalimanı merkeze 16 km uzaklıkta. Havalimanından merkeze gelmek için otobüs ya da taksi seçeneklerinden birini tercih edebilirsiniz. Mesafe çok uzak olmadığı ve havalimanından sık sık merkeze giden otobüs bulunabildiği için biz otobüs kullanmayı tercih ettik. En ekonomik yöntem olduğundan genelde de böyle yapıyoruz.

Budapeşte Havalimanı’ndan merkeze gitmek için 100E ya da 200E numaralı otobüslerden birini tercih edebilirsiniz. İkisi ayrı rotaları kullandığı için gideceğiniz yere hangisinin gerektiğine internetten ya da Google Maps’ten bakmayı unutmayın. 100E için bilet kişi başı 900HUF, 200E için 450HUF. Biletlerini havalimanının içindeki BKK gişesinden alabilirsiniz, Macar Forinti ya da kredi kartı kullanabilirsiniz.

BUDAPEŞTE’DE NEREDE KALINIR

Budapeşte’de konaklamak için hem merkezde hem de ekonomik bir seçeneğe ihtiyacımız vardı. Konakladığımız Paulay Downtown Apartments, apart olarak hizmet veren bir yer. Konumu çok merkezi ve yürüyerek gezmeye oldukça uygun. Çok da memnun kaldığımız için tavsiye edebileceğimiz bir yer.

Budapeşte’de otel yerine ev konaklaması yapmayı planlıyorsanız sizi Airbnb’ye alabiliriz. Airbnb ile ilk kez konaklayacaklar için 130 TL indirim sağlayan üye olma linkimizi buraya bırakıyoruz. Siz indirimli rezervasyon yaparken biz de kredi kazanıyoruz, böylece hep birlikte ekonomik geziyoruz.

Budapeşte konaklama önerileri ile birlikte Budapeşte Gezi Rehberi’mizin sonuna geldik. Tüm gezi notlarımıza ve fotoğraflarımıza Instagram’da @nesemcelikkaya hesabından ulaşabilirsiniz. Bizi takip edin, birlikte gezelim!