Belçika gezimizin ikinci durağı olan Brugge; pek bir turistik olmasına rağmen sevmekten kendimizi alamadığımız, adım attığımız her sokağında bizi geçmişe ışınlayan pek sevimli, bir o kadar da estetik bir şehir. Bir zamanlar ona liman kimliğini kazandıran kanalları, bugün Brugge’ün her yerde karşımıza çıkan tablo gibi manzaralarının sahibi. Tabii, tüm bu güzellik kanallarla sınırlı değil. Ne şanslı ki insanı nostaljik bir filmin oyuncusu gibi hissettiren Orta Çağ mimarisi savaşlarda hiç zarar görmemiş. Yıllar sonra aslına uygun şekilde tamamen yenilendiğinde bile şehirdeki bu Orta Çağ dokusu hiç değişmemiş ve bu sayede Brugge, Avrupa’nın en iyi korunmuş şehirlerinden biri haline gelmiş.

Arnavut kaldırımlı film seti gibi sokaklar, renkli kapı ve pencere detaylı eşsiz taş mimari, rengarenk meydanlar ve şimdilerde turistik amaçlı gezilerin merkezi olan kanallar Brugge’ü bugün dünyanın en romantik şehirlerinden biri yapan detaylardan sadece bazıları. Her ne kadar kendisine Kuzey’in Venedik’i dense de bizce Brugge’ün sadece kanallarına odaklanmak biraz haksızlık olur. En iyisi, fotoğraf makinelerini hazırlayın ve yürüyerek Brugge’ü keşfe çıkın. UNESCO koruması altındaki bu sempatik şehirde yürümekten değil ama fotoğraf çekmekten yorulacağınız garanti!

Başlamadan Önce: Brugge hakkında araştırma yaparken şehrin farklı isimlerine denk gelmeniz mümkün. Bizim kullandığımız Flemenkçe olan versiyon; Fransızcası Bruges, Almancası Brügge, İngilizce’de de Bruges olarak kullanılıyor. Brugge’e gelmeden önce şehri şöyle bir turlayayım derseniz In Bruges filmini izleyebilirsiniz.

BRUGGE’DE GEZİLECEK YERLER

Brugge, gezilecek yerlerinin hemen hepsi tarihi şehir merkezinde toplanan günübirlik gezilecek bir şehir. Nereden başlayacağını bilemeyenler için aşağıda bizim yaptığımız yürüyüş rotasını paylaşıyoruz. Meydanları kadar sokakları da güzel olan bu şehri gezmenin en güzel yolu kesinlikle bol bol yürümek. Çoğu yerini, erken uyanıp yola düşeceğiniz bir günde gezebilirsiniz. Tabii, romantik ortamının tadını çıkarmak ve programı çok da sıkıştırmak istemiyorsanız o zaman iki güne yaymak daha iyi olur. Şimdiden iyi gezmeler!

#1 Markt Meydanı:

Brugge’deki geziye 958’den beri şehrin ana pazar yeri olarak kullanılan Grote Markt’tan, yani Markt Meydanı’ndan başlıyoruz. Meydanın özelliği, geçmişten beri haftada bir ana pazarın kurulduğu yer olması. Çevresi günümüzde hayli değişmekle birlikte, meydan haftalık Pazar geleneğini her Çarşamba günü devam ettiriyor. Brugge’ün gezilecek çoğu yeri bu meydan etrafında bulunduğu için yürüyüş rotasına başlamak için en ideal yerin burası olduğunu söyleyebiliriz.

Markt meydanında 12. yüzyılda yapılan çan kulesi Belfort ile bir dönem Batı Flander bölgesinin mahkemesi olarak kullanılan ve yıkıldıktan sonra 1878’de yerine yapılan il mahkeme binası yer alıyor. Ana meydanın etrafı eskiden esnafların kullandığı tarihi dükkanlarla çevriliymiş, 1995’te yapılan yenileme çalışması ile orijinaline sadık kalacak şekilde hepsi yenilenmiş. Markt meydanı da böylece bugün gördüğümüz renkli haline kavuşmuş, dükkanların yerini restoran ve kafeler almış. Meydan trafiğe kapalı, en güzel yanı da her köşesinin bisikletlilerle dolu olması!

#2 Belfort Çan Kulesi:

Brugge’in simgelerinden biri olan Belfort çan kulesi 12. yüzyılda yapılmış. Orta Çağ mimarisinin en iyi örneklerinden biri olan bu kule, bir belediye arşivi kurmak ve şehri olası felaketlerden korumak amacıyla uzun süre gözlem kulesi olarak kullanılmış. 83 metre uzunluğundaki kule, Markt meydanı ve çevresini yukarıdan izlemek isteyenler için harika bir panoramik manzara sunuyor.

Belfort çan kulesinin en tepesine ulaşmak için 366 basamak çıkmak gerekiyor. Normalde değmeyecek bir manzara olduğunda kule çıkışlarını tavsiye etmiyoruz; ama Brugge’ün çan kulesinin yeri bizim için ayrı. Bugüne dek gördüğümüz en güzel şehir manzaralarından biri kesinlikle buraya ait. Her ne kadar basamakları daracık da olsa sonuca değiyor. Giriş kişi başı €12, Musea Brugge Card’ı olanlara ücretsiz.

#3 Burg Meydanı:

Brugge’ün en eski yerleşim alanlarından biri olan Burg Meydanı çevresi, aynı zamanda 9. yüzyıl itibariyle Flander Kontları’nın şehri yönetmek için seçtiği yer olduğundan ve bu gelenek meydanda yer alan belediye binası ile devam ettirildiğinden Brugge’ün idari merkezi kabul ediliyor. Burg Meydanı’nın Brugge’ün en eski yerleşim yerlerinden biri olmasının nedeni de burada günümüzde var olmayan bir kale bulunması. Hem yaşam hem de idari açıdan geçmişten günümüze bir merkez olduğunu söylemek mümkün.

Burg Meydanı, çeşitli mimari stilleri içeren yapıları ile Brugge’ün en görkemli noktaları arasında. Meydanda dikkatinizi çekecek ilk mimari, 1376  yılında yapılan belediye binası Stadhius. Farklı zamanlarda yapılan ekleme ve yenilemelerle Gotik, Rönesans ve Neo – Klasik stilleri bir arada bulunduran Stadhius belediye binası, Flander kontları ile İncil figürlerini tasvir eden dış cephe işlemeleriyle de dikkat çekiyor. Brugge’ün 600 yıldan uzun bir süre yönetildiği belediye binası şehrin tarihi ile ilgili bilgi almak isteyenler için ziyarete açık. Salonları gezmek için giriş ücreti €6, Musea Brugge Card’ı olanlara ücretsiz.

Belediye binasının hemen solundaki küçük bina bir zamanlar adliye sarayı olarak kullanılan Brugse Vrije. Şehrin en önemli Rönesans dönemi örneklerinden olan yapı, adliye sarayı olarak hizmet vermeden önce Brugge’ün kırsal bölgesinin yönetildiği yermiş. Özgürlük Sarayı anlamına gelen Brugse Vrije’nin altındaki mini geçit, Burg Meydanı’nı balık pazarı Vismarkt’a bağlayan Blinde Ezelstraat’a çıkıyor.

Brugse Vrije’nin yanındaki dikdörtgen bina Dekanlık binası olarak geçiyor. Burası St. Donatian Kilisesi’ne mensup kişilerin evi olarak kullanılan Gotik stilde bir başka yapı. Stadhius’un sağında ise şehrin küçük kiliselerinden biri olan Kutsal Kan Bazilikası’nı göreceksiniz. İnşaatına 1291 yılında başlanarak Romanesk ve Gotik stillerde tamamlanan bu kilisenin dış cephesi Flander kontlarının heykelleri ile süslenmiş. Kilisenin içinde Hz. İsa’ya ait kan lekesi olduğu söylenen bir bez sergileniyor, bez Brugge’e Haçlı Seferleri sonrası getirilmiş. Kiliseye giriş ücretsiz, müze bölümü kişi başı €2,5.

#4 Vismarkt:

Şehrin balık pazarı Vismarkt, geçmişte ürünlerini Markt Meydanı’nın çeşitli yerlerinde satan balıkçıları meydanda oluşan kokuyu engellemek ve belirli bir noktaya toplamak için 1821 yılında yapılmış. Halen de aktif olarak aynı amaçla kullanılan bir pazar yeri; balık – ekmek gibi aperatif yemekler için buraya uğrayabilirsiniz. Meydanında sokak sanatçılarının da bulunduğu oldukça hareketli bir bölge. Tabii, biz Vismarkt’ı gelin gezin diye yazmıyoruz. 😊 Brugge’ün en fotojenik manzaralarından birinin hemen yanı başında olduğu için burayı not alın.

#5 Groenerei Kanalı:

Geldik Brugge’de en sevdiğimiz yerlerden biri olan Groenerei kanalına! Taş köprüler, bol yeşilli ağaçlar ve tarihi Brugge evleriyle çevrili olan Groenerei kanalı, yürüyüş rotasında uğramanız gereken yerlerden biri. Bizce şehrin en romantik köşelerinden, üstelik kanal boyunca turlarken merkezden ne kadar uzaklaşırsanız manzaralar da aynı oranda sakinleşip güzelleşiyor. Groenerei’de hangi ev daha güzel insan seçmekte zorlanıyor. Kanalın en iyi manzaralarını Peerdenbrug Köprüsü’nden Meebrug’a karşı yakalayabilirsiniz.

Groenerei’deki yürüyüşünüzü tamamladıktan sonra, başladığınız yere geri dönün ve Brugge’deki favori bira barlarımızdan biri olan 2be Brugge Wall’da mola vermeyi unutmayın. Erken davranan kanal manzaralı boş bir bistro ya da masa bile yakalayabilir. Burada Belçika biraları tadımı da yapabilirsiniz.

#6 Rozenhoedkaai:

Rosary rıhtımı olarak geçen Rozenhoedkaai, Brugge’ün en çok fotoğraflanan bölgesi. Groenerei ve Dijver kanallarını buluşturan Rosary rıhtımı, eskiden tuz ticaretinin yapıldığı önemli bir limanmış. Kanallar aracılığı ile Brugge’e getirilen tuzlar, tuz tüccarları tarafından burada satılıp dağıtılırmış. Rıhtımın çevresi eski evler ve tarihi yapılarla çevrili; insan bazen Brugge’ün bir ara yıkılıp tamamen yeniden inşa edildiğine inanmak istemiyor. Zaten her biri o kadar eski görünüyor ki bilmeseniz ayırt edebilmek gerçekten de çok zor. Manzarasını kapak fotoğrafına bıraktık.

Klasik Brugge mimarisini görebileceğiniz bu rıhtım, bugün Brugge kanal turlarının başlangıç noktalarından biri. Brugge’de kanal turları konusunu yazının devamında detaylı okuyabilirsiniz. Kanal turlarının yanı sıra kanal çevresindeki çoğu klasik yapı bugün kafe, restoran, bar olarak hizmet veriyor. Kanal çevresinde Mart – Ekim ayları arası bit pazarı kuruluyor.

Buraya gelmişken, 100 metre kadar ilerideki Tanners Square’a da uğrayabilirsiniz. Bu küçük meydanda eskiden deri tüccarlarının dükkanları bulunuyormuş. Huidenvettersplein olarak geçen meydan, dericilerin yaydıkları koku nedeniyle 15. yüzyılda şehir dışına taşınmalarından önce Brugge’ün deri merkeziymiş. Günümüzde yine restoran ve kafeleriyle hareketli bölgelerden biri.

#7 Groeninge Müzesi:

Brugge’ün en önemli müzelerinden biri olan Groeningemuseum, Belçika’nın plastik sanatlar alanındaki 600 yılını kapsayan detaylı bir koleksiyona sahip. Ağırlıklı olarak Flaman sanatçıların eserlerine yer verilen müze, aynı zamanda Avrupalı diğer sanatçıların eserlerine de yer veriyor. Jan van Eyck, Pieter Bruegel, Rene Magritte gibi sanatçıların eserleri burada görecekleriniz arasında yer alıyor. Müzenin geniş koleksiyonu ait oldukları sanat akımlarına göre kronolojik olarak sergileniyor. Müze Pazartesi günleri ziyarete kapalı. Giriş kişi başı €12, Musea Brugge Card’ı olanlara ücretsiz.

#8 Gruuthusemuseum:

Brugge’deki bir diğer önemli müze de Groeningemuseum’a yürüme mesafesindeki Gruuthusemuseum. Brugge’ün tarihi ve yaşam tarzı ile ilgili bir koleksiyona sahip olan müze adını Brugge’ün varlıklı ailelerinden Gruuthuse’ların evinden, yani müzenin bulunduğu yerden alıyor. Gruuthusemuseum’un koleksiyonu başta Brugge çevresinden çıkarılan arkeolojik kalıntılarla oluşsa da günümüzde büyük bölümünü Gruuthuse ailesinin kişisel eşyaları oluşturmakta. Bu eşyalar sayesinde Brugge’ün zengin yaşam stili nasılmış rahatça görebiliyoruz. 😊

Koleksiyon, 15. yüzyıl – 19. yüzyıl arasındaki dönemi mobilya, dantel, seramik gibi uygulamalı sanatlar aracılığıyla geniş bir şekilde ele alıyor. Müze Pazartesi günleri ziyarete kapalı. Giriş kişi başı €12, Musea Brugge Card’ı olanlara ücretsiz.

#8 Bonifacius Köprüsü:

Brugge’ün bir diğer tablo gibi manzarası için Gruuthusemuseum’un yanı başındaki Bonifacius Köprüsü’ne gidiyoruz. Bonifacius, çok eski bir döneme ait olmasa ve hatta 20.yüzyılda yapılmış olsa dahi antik görünümü ile Brugge mimarisine inanılmaz bir uyum sağlıyor. Efsaneye göre, bu köprüden geçtiğinizde karşı tarafta göreceğiniz ilk kişiyle evlenileceğine inanılırmış. 😊

Çevresindeki güzel evlerin yanı sıra yakınındaki Arentshof avlusu da Brugge’ün turist kalabalığından kaçmak ve birkaç dakika kafa dinlemek için ideal. Avlunun içinde Arents ailesinin evi bulunuyor; bu ev günümüzde ressam Frank Brangwyn’in eserlerinin sergilendiği bir müze olarak ziyarete açık. Bu geniş koleksiyonu da Brugge’e bizzat kendisi bağışlamış. Arentshof avlusundan şehrin önemli kiliselerinden biri olan Our Lady’i görebilirsiniz.

#9 Our Lady Kilisesi:

Bonifacius Köprüsü ile Arentshof’tan görülebilen Our Lady Kilisesi, Brugge’ün taş ustalığını en iyi şekilde gösteren mimari olarak kabul ediliyor. İnşaatına 1270 yılında başlanan kilisenin tamamlanması 15. yüzyıla kadar devam etmiş ve tam iki yüzyıl sürmüş. Bir diğer önemli özelliği de 122 metrelik çan kulesine sahip olması. Bu kule; Brugge’ün en yüksek noktası olduğu gibi, Avrupa’nın en uzun tuğla kuleleri arasında ikinci sırada geliyor.

Kilisenin dış cephesi Gotik, iç cephesi Barok stilde yapılmış. İlginç bir bilgi olarak; kilisedeki şapellerden biri 1400’lü yıllarda az önce müzesini anlattığımız Gruuthuse ailesinin kişisel ibadet yeri olarak yapılmış. Kilise aynı zamanda, Michalengelo’nun İtalya dışına çıkardığı tek eseri olan Madonna ve Çocuk heykelinin ev sahibi. Madonna ve Çocuk, Michelangelo’nun günümüzde Benelüks olarak geçen ülkeler grubundaki tek çalışması. Kiliseye giriş ücretsiz; müze bölümü kişi başı €6, Musea Brugge Card’ı olanlar için ücretsiz.

#10 St. John Hastanesi:

St. John Hastanesi, 12. yüzyılda seyyahların ve hacıların sağlık ve barınak merkezi olarak bir misafirhane gibi kurulup zaman içinde eklenen yeni yapılarla hastane formunu almış. Avrupa’nın en eski sağlık kurumlarından biri olan St. John Hastanesi, 1978 yılında bu yapının şehir dışında bir noktaya taşınmasına dek hizmet vermiş. Hastane, yıllar içinde çok kez yenilik ve ekleme çalışmaları gördüğü için dış cepheden Orta Çağ mimarisi gibi görünse de iç dekorasyonunda Romanesk, Gotik ve Neo – Klasik stillerin detaylarını da içeriyor. Kompleksi içinde hasta odaları, şapel ve kilise barındıran bir manastır olarak tanımlayabiliriz.

St. John Hastanesi, günümüzde hem eski sağlık geçmişini hem de sanat eserlerini görebileceğiniz bir müze olarak ziyarete açık. Sanat koleksiyonu önemli Flaman sanatçıların çalışmalarından oluşuyor. Sağlık bölümünde ise hastanede kullanılan tıbbi ekipmanları görebilirsiniz, en dikkat çekici bölümü ise eczane alanı. Hastane, ayrıca Brugge’de gerçekleşen özel etkinlikler, sergiler ve toplantılar için de davet olanı olarak kullanılıyor. Müze, Pazartesi günleri kapalı. Giriş ücreti kişi başı €12, Musea Brugge Card’ı olanlar için ücretsiz.

#11 Begijnhof:

1245 yılında kurulan Begijnhof, dindar bir şekilde yaşamak ve evlenmek istemeyen ya da dul kalmış kadınlardan oluşan Beguin’lere özel bir yerleşim. Bu Begijnhof’un özelliği, içindeki evler zaman içinde yenilense de konseptinin tamamen korunabilmiş olması ve Brugge’deki en iyi örneklerden biri oluşu. Begijnhof’ta yaşayan son Beguin’in 1927’de buradan ayrılmasının ardından Benediktin Tarikatı’na mensup kadınların evi olarak kullanılmaya başlanmış. Günümüzde aktif yaşamı halen devam ediyor. Sessiz hareket ettiğiniz sürece, Begijnhof’u gezip Beguin’lerin günlük yaşamını ve Brugge’ün sivil mimarisini gözlemleyebilirsiniz. Yerleşkeye giriş ücretsiz, örnek evi gezmek kişi başı €2, Musea Brugge Card’a ücretsiz.

#12 Minnewaterpark:

Brugge Tren İstasyonu’nun yakınındaki Minnewaterpark, Brugge’de kafa dinlemek için gelinecek en güzel yerlerden biri. Parkın içinde Aşk Gölü adı verilen mini bir gölet ve Brugge’ün genel mimarisiyle pek de ilgisi olmayan modernlikte yapılmış Bergebrup köprüsü bulunuyor; ama esas güzelliği bol yeşilinde. Genel olarak gençlerin ve çocuklu ailelerin oyun oynamaya, pikniğe, biraz da tembelliğe ve parkta yayılmaya geldiği bir yer. Biz de Brüksel’e dönüş treni öncesi buraya uğrayıp küçük bir piknik yaptık. Minnewaterpark’ın yaz aylarında konserlere ve festivallere ev sahipliği yaptığını da eklemeden geçmeyelim.

BRUGGE’DE KANAL TURU

Brugge’ün kanalları nedeniyle Kuzeyin Venedik’i unvanını aldığından bahsetmiştik, biraz da buranın ünlü kanal turunu anlatalım. Açıkçası kanal turu yapmak normalde pek adetimiz değil; çünkü bazı yerlerde bindiğiniz tekne ya da bot ya camla kapalı oluyor ya da görebileceğiniz mesafenin çok altında kalıyor. Biz de bir şey göremeyeceğimiz, fotoğraf çekemeyeceğimiz bu aktiviteleri çok tercih etmiyoruz. Ancak; Brugge’de durum biraz farklı. Hem kanal ulaşımını sağlayan botların üzeri açık hem de kanalda gezerken çok fazla yapı görme şansınız oluyor. Zaten bir köşede durup gidişatı izlediğinizde siz de fark edeceksiniz.

Brugge’de kanal turu yapan birkaç firma var; hepsinin çalışma şekli aynı. Kanal turu kişi başı €10, tur yaklaşık 30 dakika sürüyor ve tura eşlik eden rehber bir yandan geçtiğiniz yerlerle ilgili bilgi veriyor. Bugüne kadarki kanal turu deneyimlerimiz arasında en çok Brugge’ünkini sevdik diyebiliriz. En güzel manzaralar ve en rahat fotoğraf çekimi için botu ya da tekneyi kullanan kişinin hemen arkasına oturmayı unutmayın. Kanal turları 10:00 – 18:00 arasında yapılıyor.

BRUGGE YEME İÇME ÖNERİLERİ

Söz konusu Avrupa olunca Brugge’de nerede ne yenir araştırmasına pek giremedik, sonuçta her şeyi Euro olarak ödüyoruz ama yine de internetten Brugge’ün en ucuz mekanlarına göz attık. Gözümüze kestirdiklerimizi de listemize ekledik.

Brugge’de ne yenir derseniz hemen sıralayalım. Her ne kadar Belçika mutfağında pek bir şey yok dense de alternatifler bizi gayet mutlu etti. Brugge’de tadabileceğiniz yiyecekler arasında patates, midye, deniz mahsülü gibi ürünlerin kızartmaları, biralı sosla pişen Carbonade Flamande et yemeği, midye, waffle ve çikolata var. Bunun yanı sıra Brugge’de Belçika biralarını da deneyebileceğiniz bira üreticileri ve birahaneler bulunuyor. Bu barlarda bira tadımı yapmak da oldukça popüler.

Brugge’deki ekonomik mekan önerilerimizi de sıralayalım:

Frites & Sokak Yemeği: Chez Vincent, The Olive Street Food, Frituur de Gentpoorte

Midye: Poules Moules

Waffle: Chez Albert, Fred’s, Lizzie’s, Oyya, At Tattie’s

Çikolata: Dumon, The Chocolate Line, The Old Chocolate House, Chocolaterie Spegelaere

Bira Barları: De Halve Maan Brewery, 2be Beer Wall, De Garre, Cafe Vlissinghe

BRUGGE YAKININDA GEZİLECEK YERLER

Brugge’e gelmişken Belçika’nın Brüksel, Gent ve Antwerp şehirlerini de günübirlik olacak şekilde planınıza dahil edebilirsiniz. Trenle ulaşım her birine oldukça rahat ve kısa sürüyor. Brüksel ve Gent için hazırladığımız gezi rehberlerini aşağı bırakalım.

Belçika seyahatinizde vaktiniz çoksa buradan kolayca gidebileceğiniz diğer Avrupa şehirleri arasında Amsterdam, Paris ve Londra da var. Onların gezi rehberlerini de aşağıda görebilirsiniz.

BRUGGE’E NASIL GİDİLİR

Brugge’ün havalimanı olmadığı için burayda direkt olarak gelme şansınız yok. En kısa yol; önce Brüksel’e, oradan da buraya gelmek. Brüksel’den Brugge’e trenle tek yön, kişi başı €15’ya gelebilirsiniz. Brüksel’den Brugge’e gideceğiniz tren Brussels Midi tren istasyonundan kalkıyor, biletinizi de buradan alabilirsiniz.

Hollanda ve Fransa’dan da Brugge trenleri oluyor; ancak Amsterdam ya da Paris’teyseniz ve araç kiralamayacaksanız trenle ülke değiştirmek oldukça maliyetli sonuçlanabilir. Biletler erken harekete geçildiğinde indirimde yakalanabiliyor, diğer türlüsü pek mutlu etmez. Örneğin; Paris’ten Amsterdam’a gitmek isteyen bir arkadaşımız son dakikaya kaldığından tek yönde €135 ödemek zorunda kalmıştı.

BRUGGE’E NE ZAMAN GİDİLİR

Brugge, Avrupa’nın en turistik şehirlerinden biri. Çoğu turistik yer gibi, resmi tatillerde ve yaz sezonunda aşırı kalabalık oluyor. Denemiş ve yaşamış bir blog olarak Haziran’ın ortasından itibaren Temmuz ve Ağustos aylarında buraya gelmenizi pek önermeyiz. Bizce en iyi zamanlar Mayıs, Eylül ve Ekim. Haziran’ın ilk haftası da sıcak havalar açısından gayet uygun.

Yaz döneminde çok kalabalık bir şehir; ancak Belçika’nın coğrafi konumu nedeniyle yaz sezonunda başka bir sürprizi oluyor. Haziran ayı Brugge’ün en uzun günlerini yaşayabileceğiniz dönem. Bizim gezimiz de Haziran’ın ilk haftasına denk gelmişti. Programımız çok sıkışık olmasına rağmen, gittiğimiz dönemde hava 22:00’de kararmaya başladığından planladığımız her yeri görebildik. Gün batmayınca insanın enerjisi de bitmiyor!

BRUGGE’DE NEREDE KALINIR

Bir Belçika gezimizi Brüksel – Brugge – Gent şeklinde planladığımız ve çok fazla vaktimiz olmadığı için konaklamayı tek bir yerde, Brüksel’de organize ettik. Brugge’de konaklamak Brüksel’e göre biraz daha pahalı olabiliyor; çünkü hem çok turistik bir şehir hem de Brüksel kadar fazla otel seçeneği yok. Yine de erken hareket ederseniz ekonomik konaklama alternatifi bulmanız mümkün. Brugge’ün fiyat performans otellerini aşağı bırakıyoruz.

St. Christopher’s Inn Hostel at The Bauhaus: Brugge’deki en sevilen hostellerden biri. Merkeze 15 dk mesafede, hem iki kişilik hem de yatakhane tipi odaları var. linki burada.

ibis Budget Brugge Centrum Station: Brugge tren istasyonunun karşısında, merkeze 20 dk yürüme mesafesinde, en uygun seçeneklerden biri. Otelin linki burada.

ibis Brugge Centrum: ibis Budget’a kıyasla daha merkezi, merkeze 10 dk yürüme mesafesinde. Otelin linki burada.

Flanders Hotel: Merkeze 10 dk yürüme mesafesinde, ibis’lere kıyasla daha konforlu. linki burada.

Brugge’de otel yerine ev konaklaması yapmayı planlıyorsanız sizi Airbnb’ye alabiliriz. Airbnb ile ilk kez konaklayacaklar için 130 TL indirim sağlayan üye olma linkimizi buraya bırakıyoruz. Siz indirimli rezervasyon yaparken biz de kredi kazanıyoruz, böylece hep birlikte ekonomik geziyoruz.

Brugge’de konaklama önerileri ile birlikte Brugge Gezi Rehberi’mizin sonuna geldik. Tüm gezi notlarımıza ve fotoğraflarımıza Instagram’da @nesemcelikkaya hesabından ulaşabilirsiniz. Bizi takip edin, birlikte gezelim!