Kotor Körfezi’nin tatlı sahil kasabası Kotor; İtalyan dokusu, tablo gibi manzaraları ve yeşil panjurlu taş evleri ile sadece Karadağ’da değil, tüm Avrupa’daki favorilerimizden biri. Adım atar atmaz eski İtalyan geçmişini hissettiğiniz, film seti gibi sokakları ile mutlu eden ve kaleye doğru çıktıkça manzaraları ile büyüleyen sımsıcak bir yer burası. Kotor’un en sevdiğimiz özellikleri de hiç şüphesiz vizesiz gidilebilirliği ve para birimi € olmasına rağmen halen ekonomik bir rota oluşu. Ayrıca, kendisi bir Adriyatik kasabası; bu da deniz tatillerinde iyi plajların ve kıyıların garantisi demek!

Kotor’un bugün görebileceğiniz çoğu mimarisi Orta Çağ döneminde Venedikliler tarafından yapılmış. O zamanlarda aslında savunma amaçlı kullanılan bu yapılar ile Kotor, uzun süredir UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde. Zaman zaman komşusu Dubrovnik’in biraz gölgesinde kalıyor; oysa ki tarihi dokusu, İtalyan etkisi, samimiyeti ve ekonomik gezi imkanı ile Kotor bizim için Dubrovnik’ten bile güzel. Kendisine olan hayranlığımızı ne kadar dile getirsek az, en iyisi bir an önce Kotor Gezi Rehberi’mize başlayalım!

KOTOR GEZİLECEK YERLER

Kotor, her yeri 1,5 günde gezilecek küçük ama dolu bir kasaba. Vaktinizi verimli kullanmak için ilk önerimiz kaleye çıkmanız, ardından ara sokaklarında gezinip ana mimarilerini görmeniz. Özellikle, yaz günlerinde sıcak hava bir anda bastırdığı için kaleyi sabah gezip geri kalan yerleri öğleden sonraya bırakmak daha mantıklı olacaktır. Kotor’u gezdikten sonra, Kotor Körfezi’nde bot turu yapabilir, Kotor çevresindeki plajlarda Adriyatik kıyılarının keyfine varabilirsiniz.

#1 Piazza of the Arms:

Kotor surlarından eski şehir merkezine girdiğiniz ilk yer Ordu Meydanı’na çkıyor. Meydanda belediye binası, eskiden tiyatro olarak hizmet veren bir otel ve 17.yüzyılda yapılan bir saat kulesi, çevresinde de kafeler var.

#2 Saat Kulesi:

Piazza of the Arms’da göreceğiniz saat kulesi, 1602 yılında yapılmış ancak 1667 yılına gelindiğinde halen tam olarak bitmediği için bu yıl gerçekleşen depremde zarar görerek yana doğru eğilmiş. Zamanla düzeltilmeye çalışılsa da başka bir depremde aynı şekilde eğik haline geri dönmüş.

Saat kulesinin önünde bir üçgen şekilli bir Utanç Sütunu var. Burası, hapishanesi olmayan Kotor’da Orta Çağ döneminde suçluların getirilip halk önünde teşhir edilerek utandırıldığı nokta.

#3 Kotor Old Town:

Gezilecek yerleri bir yana, Kotor’un şehir surları ile çevrili old town sokakları da bir film setinde farksız. Kendisinin Karadağ’ın kültür merkezi olduğu daha ilk anda belli oluyor, eski şehri keşfetmenin en güzel yolu da  ara sokaklarında gelişigüzel dolaşmak. Akdeniz’in en iyi korunmuş old town merkezlerinden biri olduğunu bilmek, sokaklarda tura çıkmadan bilmeniz gereken bir diğer detay. Her köşesinde bir Orta Çağ dokusu, yeşil panjurlu ve bol merdivenli evlerin dizildiği meydanlar, tatlı kafeler ve arada da küçük butikler var. Yine de turistik noktalardan ne kadar uzağa gidilirse bizce o kadar güzelleşiyor. Öğleden sonrayı old town sokaklarında geçirmenin başka güzelliği de sıcak bastırdığında ya da yorulduğunuzda buradaki kafelerde sayısız mola vermek. Zaten öğlenleri öyle bir sıcak oluyor ki bulduğunuz her gölgede soluklanacağınıza çok eminiz. 😊

#4 St. Tryphon Katedrali:

Kotor’daki iki Roma Katolik kilisesinden biri olan St. Tryphon Katedrali, 809 yılında şehrin koruyucusu St. Tryphon adına yapılmış. Diğer adıyla Aziz Trifon, bir dönem Anadolu’da yaşamış ve orada öldükten sonra Venedikliler azizin kemiklerini kendi topraklarına götürmek istemiş. Fırtınalardan Venedik’e ulaşamayıp Kotor’da kalınca ve bir türlü ayrılamayınca azizin kemiklerini saklayacakları bu katedrali inşa etmişler. Katedral uzunca dönem kullanılmış; ancak 1667 yılında gerçekleşen büyük depremde çok fazla zarar görünce dış cephesi tamamen yıkılıp yeniden yapılmış.

Yenilenme aşamasında Barok çan kuleleri de eklenen katedral, bugün Kotor’un en değerli mimarilerinden biri olarak Kotor Katolik Psikoposluğu’nun merkezi. Katedralin içinde çok değerli duvar resimleri, taş süslemeler ve altınla gümüşten yapılan rölyefler bulunuyor. Müze ve katedrali gezmek kişi başı €2,5.

#5 Sveti Luka Kilisesi:

1979 yılında gerçekleşen depremde Kotor’daki zarar görmeyen tek yapı olan Sveti Luka Kilisesi, eski şehrin ünlü meydanlarından biri olan Piazza Greca’da yer alıyor. Hem Bizans hem de Romanesk stilin detaylarını içeren bu yapı, 1195 yılında bir Katolik kilisesi olarak inşa edilmiş; ancak daha sonra hem Katolik hem de Ortodoks mezhebine hizmet etmiş. Son olarak Ortodokslara hediye edilmiş olsa da Sveti Luka Kilisesi, iki mezhebe ait iki sunağa ev sahipliği yaptığından Hıristiyanlar için oldukça önemli.

#6 St. Nikola Kilisesi:

Karadağ’ın çokkültürlü kimliği ona çok sayıda dini mimari kazandırmış. İşte burası da Kotor’da yaşayan Sırplar için yapılan bir diğer Ortodoks kilisesi. Bugün St. Nikola Kilisesi’nin bulunduğu yerde daha önceden yine bir Ortodoks kilisesi bulunuyormuş. Çıkan yangında yıkıldıktan sonra, 1902 yılında yerine St. Nikola yapılmış ve kilisenin inşaatı 1909 yılında tamamlanmış.

#7 Maritime Museum:

Konumu itibariyle Karadağ’ın ve Kotor’un tarihinde denizciliğin ne kadar önemli olduğunu tahmin etmek zor değil. Kotor’un tarihi ve denizcilik konusundaki geçmişini anlatan bu müzede koleksiyon; fotoğraf, üniforma, resim, silah ve gemi maketlerinden oluşuyor. Her ne kadar ana teması denizcilik olsa da Kotor ve Karadağ kültürüne ait etnografik öğelerin sergilendiğini de söyleyebiliriz. Müzenin Kotor’ın tarihi anlarını betimleyen kabartmaları da görülmeye değer. Girişi €4.

#8 Kotor Şehir Surları:

Kotor eski şehir merkezini çevreleyen şehir surları kaleye çıkmayanlar tarafından es geçilsede Kotor’da gezilecek yerler açısından oldukça önemli aslında. Kotor’un UNESCO koruması altına alınmasındaki en büyük etkenlerden biri olan bu şehir surlarının uzunluğu 4,5 km ve old town içinde gezerken karşınıza çıkacak farklı kapılardan oluşuyor. Kotor surlarının tamamında yürüyemeyecek olsak da kendisinin bu bölgede iyi bir trekking rotası olduğunu da söyleyelim. Farklı yükseklik ve diklikte yayılan surlarda yürüme deneyimini San Giovanni Kalesi’ne çıkarken gerçekleştirebilirsiniz. Bu rotayı takip etmenin size Kotor Körfezi manzaralı bol fotoğraf kazandıracağını söylememize gerek yok sanıyorum? 😊

Şehir surları demişken, gördüğünüzde muhtemelen ne olduğunu anlamayacağınız başka bir noktadan daha bahsedelim. Old town merkezinden yeni şehir tarafına yürürken göreceğiniz Scurda Nehri’nin yakınındaki Kampana Kulesi, 1422 yılında şehri koruma amacıyla Bizans İmparatoru I. Jüstinyen tarafından yaptırılmış.

#9 San Giovanni Kalesi:

Kotor’da en sevdiğimiz yeri en sona sakladık! Kotor’un Bob Ross tablolarını andıran manzarası için şehir surlarını tırmanıp gelmeniz gereken yer San Giovanni Kalesi. Ne yapayım manzarayı diyenler olacaktır, bu manzara o manzaralara benzemiyor. 😊 Bizce Kotor’da yapılacak en güzel şey de bu aktivite.

San Giovanni Kalesi’ne çıkmak için old town içinden geçen yolu takip ederek 1350 basamak çıkmanız gerekiyor. Basamaklar Kotor Körfezi’ne bakan dağda yer alan aleye ulaştığından biraz zorluyor; çünkü alçak ve kolay çıkılabilir olsa da yokuş olduğundan özellikle sıcak havada gittikçe yavaşlamanıza neden olacak. Tabii, belli noktalarda sık sık fotoğraf molası vereceğiniz için bir yandan da dinlenme şansınız var. Oyalanma sürenizle beraber kaleye çıkış süreniz de uzayabilir; turu tamamlamanız yaklaşık 3 saat alıyor. San Giovanni Kalesi’ne gitmek için en uygun zaman kesinlikle sabah saatleri; çünkü öğleden sonra çok fazla sıcak bastırıyor. Kilise 08:00 – 20:00 arası açık olduğundan en iyisi 07:30’da yola koyulmak.

Yürümeye hevesi olmayanlar yolun yarısında bulunan Our Lady of Remedy Kilisesi’nde fotoğrafları çekip inebilir. En kalabalık nokta genel olarak burası ve fotoğraf için buranın açısı da oldukça yeterli. Bu küçük kilisenin önünde atıştırmalık ve içecek ihtiyaçlarınızı karşılayabileceğiniz ufak bir büfe de bulunuyor.

Bol tırmanmalı San Giovanni rotasına başlayabileceğiniz iki nokta var; biri Salad Square, diğeri St. Mary Kilisesi. Biz tırmanmaya Salad Square’dan başladık. Meydanın dağa sırtını veren tarafında dar bir sokak arası var; buradaki yönlendirme tabelasını takip ederek çıkabilirsiniz. Rahat bir spor ayakkabı giymeyi unutmayın. Giriş ücreti kişi başı €8 ve bu para muhtemelen Kotor’da ödeyeceğiniz en yüksek rakam. Neden bu kadar yüksek olduğunu anlamamakla birlikte giriş için ödedik tabii. Bunun yanı sıra bizim denemediğimiz ama ücretsiz olan bir rota daha varmış, tabii biz bunu döndükten sonra öğrendik. Girişini tam olarak bilmiyoruz, eğer patika tarzındaki bu yolu kullanmak isterseniz yakınlarında birine sormakta fayda var.

KOTOR’DA DENİZE GİRİLECEK YERLER

#1 Kotor Beach: Kotor’da denize girilecek yerlerden birisi haritada Kotor Beach olarak görebileceğiniz yer. Limanın yanında kaldığı için biz çok güvenemedik ama burada yüzen çok kişi vardı. Kotor Beach haricinde bu çevrede yüzebileceğiniz başka yer yok; o nedenle biraz Kotor’un dışına çıkmanız lazım. Zaten en güzel plajlar Budva tarafında.

#2 Pirate Bar: Konum olarak Peskovita’nın bir gerisindeki Pirate Bar, Perast’a gelenlerin ilk tercih ettiği plaj diyebiliriz. Yazın çok kalabalık olabiliyor, beach club gibi hizmet verdiğinden daima müzik var. Şezlong, şemsiye kiralanabiliyor, restoranı ve barı olduğu için vakit geçirmesi keyifli.

#3 Bajova Kula: Perast’a araçla geldiyseniz rahatça gidebileceğiniz, Perast’a 1 km uzaklıkta bir plaj. Suyu çok güzel, plajı biraz çakıllı. Şemsiye ve şezlong kiralanabiliyor, işletmede bar ve restoran da bulunuyor. Sakinliği ile oldukça güzel bir yer, Kotor Körfezi’nin de en sevilen plajlarından biri.

#4 Morinj Beach: Morinj’de Kotor ve Perast çevresinde popüler olan bir diğer plaj. Dağ ve ağaçlarla çevrili, kumlu çakıllı bir sahili var. Plajda kafe ve restoranlar da bulunuyor.

#5 Budva Plajları: Bizce en güzel plajlar Budva çevresinde. Bu yazımıza göz atmayı unutmayın: EN GÜZEL BUDVA PLAJLARI

KOTOR’A YAKIN GEZİLECEK YERLER

#1 Perast:

Karadağ’daki bir diğer favorimiz Kotor’a arabayla 15 dakika uzaklıktaki Perast oldu. Araç trafiğine kapalı küçücük bir kasaba burası; hatta o kadar küçük ki sadece tek bir caddesi var. Doğasını bir kenara alırsak, St. George ve Our Lady of the Rock adlı iki mini adasıyla ünlü. Üzerinde Meryem Ana’ya ithafen yapılan birer kilise olan adalar Karadağ’ın en güzel fotoğraflarından birini sunuyor. UNESCO koruması altındaki tatlı Perast, turistik bir yer olmadığı için Kotor’a ve Budva’ya kıyasla çok daha sakin bir yer. Tam kafa dinlemelik!

PERAST GEZİ REHBERİ VE PERAST GEZİLECEK YERLER

#2 Our Lady of the Rock Adası:

Our Lady of the Rock, Kotor Körfezi’nin Perast kıyısına doğru konumlanan iki adasından biri. Efsaneye göre her şey 1452 yılında bir denizcinin adanın bulunduğu noktadan bir Meryem ikonası bulması ile başlıyor. İkonanın ardından, seferden başarıyla dönen her denizci için buraya bir kaya parçası bırakılıyor, taşlar zamanla burada tamamen el ile yapılmış küçük bir ada oluşturuyor ve tam 200 yılın sonunda da ada bugünkü halini alıyor. Our Lady of the Rock Adası üzerinde dini geçmişine istinaden yapılıp Bakire Meryem’e adanmış bir kilise ve arkeolojik buluntuların sergilendiği bir müze bulunuyor.

#3 Budva:

Budva; yerleşik Türk nüfusunun çok fazla olmasından ve Türklerin Budva’da yatırım yapmayı pek sevmesinden dolayı, Karadağ’da Kotor’dan daha çok duyduğumuz bir kasaba. Karadağ’ın en turistik bölgesi olmakla birlikte çarpık kentleşmeye neredeyse öncülük ettiği için geçmiş zaman referans edilerek antılan o güzelliği artık pek de söz konusu değil. Yine de old town bölgesi Stari Grad, bu çevredeki tatlı mekanlar ve tabii ki Adriyatik kıyısındaki plajlarını düşünerek, kendisi Karadağ gezisinin olmazsa olmazı ilan ediyoruz! Budva upuzun bir sahil şeridine sahip, haliyle plajları ile çok ünlü. Tüm bunların yanında gece hayatındaki iddiasını da atlamamak lazım tabii!

BUDVA GEZİ REHBERİ VE BUDVA GEZİLECEK YERLER

KOTOR YEME İÇME ÖNERİLERİ

Kotor’da nerede ne yenir diyenler için de önerilerimizi sıralamak istedik. Karadağ bir Balkan ülkesi olduğu için burada etin yeri ayrı, o yüzden restoranlarda et ağırlı birçok yemek göreceksiniz. Genel olarak çoğu şey bizim damak tadımıza uygun. Buraya gelmişken bir Balkan klasiği olan Cevapi köftesini de tatmayı unutmayın. Tabelalarda sık sık göreceğiniz Konoba ise Karadağ için lokal taverna demek, fiyat olarak restoranın bir alt seviyesi oluyor. Biz Dobrota tarafındaki Konoba Akustik’e gittik ama pek memnun kalmadığımız için öneremeyeceğiz.

BBQ Tangja: Dışarıdan kasap gibi ama aslında salaş bir aile restoranı. Kasap bölümünden et alınabiliyor ya da burada oturup yemek yiyebiliyorsunuz. Arka kısmında bahçeli oturma alanı var, porsiyonları çok dolu, garnitür mezelerle servis ediliyor. Biz ızgara et tabağını sipariş ettik ve 850 gr ete meze ve içeceklerle birlikte iki kişi €15 ödedik. Şiddetle tavsiye ediyoruz.

Caffe Pizzeria Pronto: Fiyat olarak çok çok makul, adından anlayacağınız üzere pizzaları ile ünlü bir mekan. €2-€3 olan dilim pizzaları favoriler arasında, birçok çeşidi var. 

Bokun Bar: Kotor’un sevdiğimiz barlarından biri. Ortamı ve müzikleri çok keyifli, atıştırmalıkları lezzetli.

Old Winery Wine Bar: Gün içinde sıcaktan bunaldığımızda keşfettiğimiz bir şarapevi. Şarap menüsü oldukça detaylı, kahve ve tatlı için de oturulabilir.

Letrika Caffe Bar: Old town kalabalığından kaçmak isterseniz gelebileceğiniz sakin ve otantik mekan. Kotor’un en sevilen kafelerinden. Akşamları bar moduna geçiyor, hafta sonları DJ performansları oluyor. Her öğün gelinebilecek bir yer.  

Authentic Pub Bandiera: Burası da old-school temalı nostaljik bir bar, müzikleri rock ağırlıklı. Gündüzleri yine kahve molası için oturulabilir.

KOTOR UCUZ MU?

Bu sorunun cevabı bizi çok mutlu ediyor! Karadağ, Avrupa’da ve para birimi Euro olan bir ülke olmasına rağmen gerçekten çok çok ucuz bir ülke. Karadağ gezi maliyetine örnek verecek olursak, en pahalı yeri olan Kotor’da bile gecelik en fazla €25 ödeyerek sahil kıyısında bir pansiyonda veya evde kalabilirsiniz. Konaklama gerçekten çok uygun rakamlara çözülüyor. Konforlu bir otel arıyorsanız onu da €70’larda bulabilirsiniz ki bu rakam çoğu Avrupa ülkesinde düşük bir hizmet almaya eş gelir.

Yeme içme konusu daha da sevindirici! Yine Kotor’dan örnek vermeye devam edersek özellikle et yemeklerinin fiyatları Türkiye ile kıyasladığınızda oldukça makul kalıyor. Büfe ve lokanta tipi yerlerde €10-€12’ya koca bir tabak et yemeği yiyebilirsiniz, çok da ucuzunu bulmak mümkün. Konfor arttıkça rakamlar artıyor ama lüks bir restoranda da kişi başı €50 civarında ödenir.

KOTOR’A NE ZAMAN GİDİLİR

Karadağ iklim olarak daima ılıman, yani Kotor’a her zaman gelinir. Tabii, rahat rahat gezmek, Adriyatik plajlarının keyfini çıkarmak ve tiril tiril gezmek için en uygun zaman Mayıs – Ekim arası. Yaz aylarında turistik kalabalık çok oluyor, bahar ayları daha makul bir alternatif. Biz Kotor’a Mayıs ayı sonunda gittik; hava Temmuz’dan farksızdı ve gezimiz çok güzel geçti.

KARADAĞ VİZE İSTİYOR MU?

Karadağ’ı neden bu kadar çok seviyoruz sorusuna bir cevap daha geliyor! Hayır, Karadağ Türklerden vize istemiyor. Uçuşunuzu Karadağ üzerinden yaptığınız sürece, Schengen vizeniz olmasa bile Karadağ’a gidebilirsiniz.

KOTOR’DA NEREDE KALINIR

Biz Karadağ gezimizin tamamında Kotor’da konakladık. Tarihi ve kültürel gezi yapmak istiyorsanız Kotor’da konaklamak en mantıklısı. Deniz tatili için geliyorsanız o zaman Budva, sakin bir kasaba konaklaması istiyorsanız Perast’ı değerlendirebilirsiniz.

Karadağ’ın genelinde apart gibi işletilen ev konaklamaları çok yaygın, üstelik çok da ekonomik oluyorlar. Kotor’dan Dobrota’ya giden sahil üzerindeki Guesthouse Anita bizim için çok ekonomik bir seçenekti, Mayıs ayında gecelik €35 ödedik. Kotor’a mesafesi de 1 km kadardı.

Kotor’da konaklama için otel ve guesthouse haricinde Airbnb üzerinden ev de tutabilirsiniz. Airbnb ile ilk kez konaklayacaklar için 130 TL indirim sağlayan üye olma linkimizi buraya bırakıyoruz. Siz indirimli rezervasyon yaparken biz de kredi kazanıyoruz, böylece hep birlikte ekonomik geziyoruz.

Kotor’da konaklama önerileri ile birlikte Kotor Gezi Rehberi’mizin sonuna geldik. Kotor ile ilgili tüm gezi notlarımıza ve fotoğraflarımıza Instagram’da @nesemcelikkaya hesabından ulaşabilirsiniz. Bizi takip edin, birlikte gezelim!