İzmir; şehir hayatı kadar köyleri, kasabaları ve deniz tatili alternatifleriyle de gezmeyi en sevdiğimiz şehirlerden biri. Yaptığımız onlarca İzmir gezisine rağmen bizi şaşırtacak bir köşesi, tanıştıracak bir güzelliği daima var. O güzelliklerden biri de henüz tam olarak keşfedilmemiş, turizmin esiri olmamış ve en önemlisi bozulmamış Karaburun yarımadası.

İzmir’in merkezinden 1,5 saat mesafedeki Karaburun, bakir koyları ve huzurlu doğası ile kendiyle başbaşa kalmak isteyenler için İzmir’in gizli kalmış rotalarından. Çeşme’nin yazlıkçılar arasında giderek ünlenmeye başladığı yıllarda daha ekonomik bir seçenek olarak öne çıkan Karaburun, inanması güç olsa da eski günlerdeki huzurunu halen koruyor. Doğa içinde kafa dinlemek, turkuaz koylarda yüzmek, şehir hayatına salaş bir mola vermek isteyenler çantaları hazırlasın. Bu yazıda Karaburun’a gidiyoruz!

KARABURUN NEREDE

İzmir’in ilçesi Karaburun; aslında Ege Körfezi’nin girişinde yer alan bir yarımada. Üç tarafı denizle çevrili olan Karaburun, güneyinde Çeşme’ye, doğusunda Urla’ya komşu. Karaburun ilçesi de aslında Urla Yarımadası olarak bilinen yerin kuzeyinde bulunuyor.

KARABURUN HAKKINDA

Ege’nin en bakir sahil şeridinin ev sahibi olan Karaburun; bizce İzmir’in yeni sakin şehri, hem de su altı dünyası, trekking imkanları, ekoturizm ve agro-turizm olanakları ile İzmir ve çevresinin incisi. Yolu toprak ve engebeli, iklimi de bol rüzgarlı olduğu için turizme açılamamış ve böylece yıllarca bakir kalarak günümüzdeki değerlerine sahip olmuş. Karaburun’un bol kıvrımlı yolları kendisine birçok irili ufaklı koy kazandırmış, dağlık ve taşlık yapısı bu koyların berraklığını korumuş, su altı keşiflerine olanak sağlamış ve sakinliği de turizm değerini bambaşka bir noktaya taşımış.

Karaburun; enginar, üzüm, nergis çiçeği, narenciye ve badem gibi ürünlerin yetiştirildiği bir bölge. Yarımada oluşundan dolayı balıkçılık açısından da önemli bir konumda yer alıyor ve bazı koyları da nesli tükenme tehlikesinde olan Akdeniz foklarının yuvası olarak biliniyor.

Tüm bunların yanı sıra Çeşme, Urla ve Karaburun’un kalkınmasını destekleyen Yarımada İzmir adlı bir proje dahi var ve bu kapsamda yapılan çalışmalar Karaburun’un önümüzdeki yıllarda daha da gelişeceğinin habercisi. Karaburun ile yollarımız bu yıl yeniden kesişti; gördük ki burası hem sırt çantalı gezginler, hem kafa dinlemek isteyenler, hem kampçılar, hem de deniz meraklıları için İzmir’de bulunmaz bir yer.

KARABURUN GEZİ REHBERİ

#1 Karaburun Koyları: Karaburun’da Denize Girilecek Yerler

Karaburun yarımadasında organize plajların yanı sıra hiç beklemediğiniz yerlerde karşınıza çıkacak çok sayıda bakir koy bulunuyor. Bir yarımadadan bahsediyor olsak da sahil şeridindeki koylar genellikle işletmesiz ve taşlık kıyılardan oluşuyor. Kumluk plajlarının sayıca çok çok az olması, Karaburun’u yakınlarındaki diğer tatil beldelerinden ayıran en önemli özellik. Kıyıların taşlık ve çakıl oluşu aynı zamanda bir avantaj; çünkü bu rota İzmir’in en berrak kıyılarıyla tanışmanıza da imkan sağlıyor.

Merkezdeki Bodrum, Mimoza ve İncirlikoy Akvaryum, Karaburun’un en bilinen ve en çok tercih edilen plajları. Koy keşiflerini çoğaltmak için arabaya plaj sandalyelerini, çantaya deniz ayakkabılarını atıp aşağıdaki koyları da listeye almanızı öneririz.

Dolungaz:

Şirin Baba Camping önündeki koy ile onun hemen sağında kalan Dolungaz kıyısı Karaburun’daki favorimiz! Hem manzarası hem de turkuaz renkli kıyıları ile İzmir’de yüzülecek en güzel yerlerden. Yanınızda deniz gözlüğü ve şnorkel de varsa, su altı keyfi de bonusu.

Badembükü:

Karaburun’daki ilk gözağrımız, ikinci sevdiğimiz. Badembükü, yarımadanın batısında olduğu için genelde rüzgarlı ve dalgalı ama plajı kimseyle paylaşmak istemiyorsanız tam olarak gelmeniz gereken yer. İşletmesi olmayan, havluyu serip kitabınıza gömüleyeceğiniz mis gibi bir koy.

Boyabağı:

Kaynarpınar’ın yakınındaki Boyabağı, Karaburun’un en sakin plajlarından. Özel işletme de var, ücretsiz halk plajı da. Özellikle çocuğunuz varsa ya köpeğinizle geziyorsanız, çimlik alanı olan Maki’de çok rahat edersiniz. Boyabağı’nın kıyısı taşlık ama birkaç adım ilerisi tamamen kum.

Ayıbalığı:

Akdeniz fokunun üreme mağaralarının çevresindeki Ayıbalığı, Mordoğan’da sevdiğimiz koylardan biri oldu. Özel işletmeleri de var, halk plajı da. Koruma altında olan bir koy. Rüzgarsız ve dalgasız, özellikle sabah erken saatlerde yüzmeyi sevenler için ideal.

Manal Koyu:

Mordoğan’da en sevdiğimiz koy kuşkusuz Manal. Upuzun bir plajı var; şemsiye şezlong kiralanabiliyor, isteyen de havlusunu plaja serip ücretsiz takılıyor. Etrafında duş, kafe, tuvalet imkanı var. Dalgası olmayan mis gibi deniz, üstelik günbatımında da pek keyifli.

Beyaz Kayalar:

Manal Koyu’na geldiyseniz görmeniz gereken bir diğer koy da Beyaz Kayalar. Manal koyunun plajından patikayı takip ederek önce adaya, oradan da ara yolu izleyerek buraya ulaşıyorsunuz. Çok sessiz sakin bir yer, Beyaz Kayalar bizim için Karaburun gezisinin sürprizi. 

Daha detaylı Karaburun Koyları ve Plajları yazısı için:

En Güzel Karaburun Koyları ve Karaburun Plajları

#2 Karaburun Köyleri

Karaburun, İzmir’in en az nüfuslu en doğal ilçelerinden biri. Bugüne kadar kendi içinde kalmış, modernize olmamış Karaburun’un kendine has doğallığı ise bugün ona yerel özelliklerini koruyabileceği ve hatta bu özellikler üzerinden kazanabileceği yeni tarım ve turizm değerleri sunuyor. Karaburun’un kıyı köylerinde balıkçılık geçmişten günümüze sürerken, iç kısımda kalan köyler tarım ve hayvancılık geleneğini devam ettiriyor. Zeytinde hurma, çiçekte nergis, sebzede enginar, meyvede narenciye Karaburun’a ait has lezzetler.

Karaburun gezi rotanıza Sazak, Sarpıncık, Saip, Ambarseki ve Kösedere köylerini de ekleyin. Ambarseki’de ya da Saip’te köy kahvaltısı, Kösedere’de kahve molası, Sarpıncık’ta fener manzarası, Sazak’ta terk edilmiş köy gezisi ile Karaburun keşiflerinize devam edin.

#3 Karaburun’un Terkedilmiş Rum Köyü Sazak

Eski Rum köyü Sazak, Sakız Adası’nın tam karşısında yer alıyor. 1923 yılında, Mübadele anlaşması ile Sakız’a göç eden Rumların ardından köy terk edilmiş ve bir daha gelen gideni, yerleşeni hiç olmamış. Boş kaldığı yıllarda talan edilen köyde, şu an sadece kalıntıları görebiliyorsunuz. Sarpıncık feneri yakınındaki Sazak köyünün içinde araçla gezmek mümkün değil; ancak arabanızı yakına park ederek kalıntılar içerisinde kısa bir yolculuğa çıkabilirsiniz. Sazak köyünün İzmir’deki bir diğer benzeri Ödemiş sınırlarındaki Lübbey köyü ama Lübbey’in köy mimarisi Sazak’a kıyasla çok daha görülebilir ve incelenebilir durumda.

#4 Sarpıncık Feneri’nde Gün Batımı

Badembükü’nün bol rüzgarlı ama cam gibi pırıldayan kıyısından sonra sıra yarımadanın ucundaki Sarpıncık deniz fenerini görmekte. Adını bulunduğu mahalleden alan Sarpıncık feneri, 1938 yılında yapılmış olmasına rağmen çok bakımlı ve temiz. Yarımadanın en iyi günbatımı noktalarından birine ev sahipliği yapan feneri arkanıza alıp manzaraya baktığınızda; karşınızda Midilli Adası’nı, sağınızda Foça’yı görüyorsunuz.

#5 Karaburun’un Su Altı Dünyası

Hali hazırda hem İzmir’deki yaban hayatı açısından bir merkez hem de nesli tükenmekte olduğundan koruma altına alınmış canlıların üreme alanı olan Karaburun yarımdası, su altı dünyası zenginliği ile de öne çıkıyor. Özellikle, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın 17 noktayı dalış alanı olarak ilan etmesiyle dalış turizmi konusunda da önü açılan Karaburun’un farklı derinlik ve coğrafi şekillere sahip Büyük Ada, Küçük Ada, Domuzburnu ve Arslan kayası mevkilerinde bu aktiviteyi gerçekleştirebilirsiniz. Müren, orfoz, sargoz, lapin, akya, orkinos, barakuda, deniz böcekleri, ahtapot, deniz tavşanı, deniz yıldızları ve nesli tükenmekte olan pina gibi deniz canlıları dalış esnasında size eşlik edecek türlerden.

#6 Karaburun’da Yeme İçme: Karaburun’da Rakı & Balık 

Yöreye ait zeytinyağlıların, bölgenin taze otlarından hazırlanmış salataların, mevsiminde yapılacak enginarlı lezzetlerin, balıkların ve deniz mahsüllerinin tadına bakmadan dönersek Karaburun gezisi biraz eksik kalır. Bu gezide Ege lezzetleriyle buluşma anınızı deniz kenarı mekanlarına saklayın; Yeni Liman yolundaki Sardunya ile Mordoğan’daki Viramor bizim Karaburun’da en sevdiklerimiz. Kabak çiçeği dolması, acı ot kavurması, arap saçı köftesi, kalamar ve ahtapot Karaburun’da tadılacaklar arasında.

#7 Karaburun’dan Dönüş Yolunda Balıklıova

Karaburun’un en güneyindeki Balıklıova köyünü dönüş yolunuza saklayın. İzmir’in en sakin balıkçı köylerinden biri olan Balıklıova, geçmişte Polikhne adıyla bilinen bir Rum köyüymüş. Mübadele zamanı boşaltılmış, zamanla Rumların yerini Türkler almış. Bugün Urla ilçesine bağlı olan Balıklıova, İzmir’in kafa dinlemelik rotalarından bir diğeri. Köyün yapılaşma izni olmadığı ve kıyı şeridi koruma altında olduğundan doğallığı geçmişten bugüne devam ediyor. Balıklıova’da, denizle iç içe evlerin arasında kısa bir gezintiye çıkıp salaş ama lüks mekanlarında deniz mahsüllerini tadabilirsiniz. Buraya kadar gelmişken, köyün ünlü un kurabiyesinden almayı da unutmayın tabii. Hele ki fırından yeni çıkmışsa, kokusu her yanı sarıyor!

İZMİR’DEN KARABURUN’A NASIL GİDİLİR

İzmir-Çeşme otobanına girdikten sonra Karaburun tabelalarını takiben sırasıyla Gülbahçe, Balıklıova ve Mordoğan rotasını izleyin. Karaburun İzmir’den 103 km, 2019’da açılan duble yol ile birlikte oldukça konforlu bir yolu var. Eskiden İzmir – Karaburun arası ortalama 2 saat sürerken, artık 1 saat 20 dakika gibi bir sürede Karaburun’a ulaşmak mümkün.

İzmir’den Karaburun’a toplu taşıma ile gitmek isteyenler Üçkuyular Semt Garajı’ndan kalkan Karaburun dolmuşlarını kullanabilir. Bir diğer seçenek ise aktarmalı olarak önce Fahrettin Altay Aktarma Merkezi’nden kalkan 984 numaralı Urla otobüsü ile Urla’ya gelip oradan da 761 numaralı otobüsle Karaburun’a gitmek.

Karaburun Gezilecek Yerler ve Gezi Rehberi yazımızı Karaburun’a nasıl gidilir yazımız ile sonlandırıyoruz.  Karaburun ile ilgili tüm fotoğraf ve notlarımıza Instagram’da @nesemcelikkaya hesabından #journavelege etiketinden ulaşabilirsiniz. Bizi takip edin, birlikte gezelim!