Yaz mevsimi gelince insan nereye gideceğini şaşırıyor ama bazı rotaların yeri 7’den 70’e hep aynı kalıyor. Ayvalık koyundaki 22 adadan biri olan Cunda Adası da daima sevilen, tekrar tekrar gidilse bile hiç vazgeçilmeyen yerlerden. Ayvalık koyunun yerleşime açık olan tek adası Cunda, bildiğimiz yazlık rotalardan biraz farklı; çünkü bu kadar sevilmesinin en önemli nedeni sosyal yaşamı ve samimiyeti. Bir zamanlar yoğunlukla Rumların yaşadığı Cunda’da değişim mübadele dönemi ile başlıyor, 1920’den sonra adada Rumların yerini Girit ve Midilli adalarından gelen Türkler alıyor. Tabii, kültür nesilden nesile taşınıyor ve aslında süregelen Rum kültürü adayı hiç terk etmiyor. Rum evleriyle dolu sokaklar, Girit yemekleriyle süslü masalar Cunda’nın en karakteristik özelliklerinden. Bizce, adanın güzelliği de buradan geliyor zaten. Huzurlu, sakin, acelesi olmayan bir tatil beklentisi içindeyseniz, kemerleri bağlayın, Cunda gezi rehberimize başlıyoruz!

CUNDA ADASI NEREDE

Ege’nin kuzeyinde konumlanan Cunda Adası, sonradan yapılan bir köprü ile Ayvalık’a bağlanan tatlı bir ada. Bu köprü sayesinde Cunda Adası’na hem karadan hem de denizden ulaşılabiliyor. Cunda Adası’nın bağlı olduğu Ayvalık ise Marmara Bölgesi’nin bir ili olan Balıkesir’in Ege Bölgesi’ne dahil olan ilçesi.

CUNDA ADASI’NA NASIL GİDİLİR

Alibey Adası olarak da bilinen Cunda Adası’na gitmek için kendi aracınızı kullanmanız ya da İzmir, Balıkesir gibi büyük şehirlere uçup indikten sonra havalimanından araç kiralamanız gerekiyor. Cunda’ya otobüsle gitmek de mümkün ama hem adada, hem Ayvalık’ta hem de çevresinde rahatça gezebilmek için yine araca ihtiyacınız olacak.

İzmir’den Cunda Adası’na yeni otoban üzerinden gitmek yaklaşık 2 saat, İstanbul’dan Ayvalık’a hiç ücretli köprü ve ücretli yol kullanmadan körfezi dolaşarak ulaşmak yaklaşık 6,5 saat, Topçular iskelesinden kalkan feribot ile ulaşmak 6 saat, Osmangazi Köprüsü üzerinden yeni açılan ücretli İzmir yolu ile 4,5 saat sürüyor. Feribot ile gidecek olanların ulaşım süresi bekleme süresinin yoğunluğa göre değişebilir.

CUNDA ADASI’NA NE ZAMAN GİDİLİR

Cunda, ülkemizin en popüler tatil rotalarından biri, haliyle yaz aylarında çok kalabalık oluyor. Bizce Cunda’da rahat rahat gezmek ve güzelliklerini keşfetmek için buraya baharda gelmek lazım. Okulların kapanmadan hemen öncesi ve açılmasından hemen sonrası en ideal zamanlar. Bu dönemlerde hem tüm mekanlar açık oluyor, hem de daha az kalabalıkta gezme şansı buluyorsunuz. Yaz mevsimi en hareketli ve en kalabalık zamanı, sonbahar ve ilkbaharda çok keyifli ancak kış mevsimine yaklaştıkça mekanların çoğu kapanabiliyor.

CUNDA ADASI GEZİLECEK YERLER

#1 Cunda Sokakları:

Eski bir Rum yerleşimi olan Cunda adası, Ayvalık ile birlikte koruma altında olduğu için Rum mimarisini büyük oranda korumuş. Hatta, ülkemizde korunarak bugüne ulaşmış en fazla Rum evinin bu bölgede olduğu söyleniyor. Cunda sokaklarının her biri bu özelliği sayesinde tablo gibi. Her köşeden çıkan çiçekler, begonviller Cunda’nın renkleri resmen. Haliyle, Cunda’da yapılacak şeylerin başında da ada sokaklarını keşfetmek geliyor! Sabah erken saatte ya da akşam üstü serin saatlerde ara sokaklarda dolaşıp milyon tane fotoğraf çekmeyi ihmal etmeyin. 😊

#2 Cunda Taksiyarhis Kilisesi:

19. yüzyılda yapılan bir Rum Ortodoks Kilisesi olan Cunda Taksiyarhis Kilisesi, Ayvalık’ın ilk kilisesi ile aynı isimde. Adadaki Rum döneminin sona erişiyle terk edilen kilise, daha sonra içindeki tüm tasvirleri beyaza boyanarak minaresiz hali ile bir süre cami olarak kullanılmış. Ne var ki kilisenin cami olarak kullanımı da çok uzun sürmemiş ve 1944 yılında yaşanan depremde hasar görünce akabinde tamamen terk edilmiş. 1976 yılında Ayvalık doğal ve tarihi sit alanı ilan edilmiş olsa da maalesef kilisenin koruma çalışmalarına uzun yıllar başlanamamış.

Kilisenin uzun bir geçmişi var; restorasyonu ise kilise ancak kurul kararı ile Rahmi M. Koç Müzecilik ve Kültür Vakfı’na devredilince başlayabiliyor. Şükürler olsun böyle vakıflarımız var da şu içinde tarih yatan mimariler bölgeye ve dolayısı ile turizme geri kazandırılabiliyor. Vakfın başlattığı çalışmalar sonucu Cunda Taksiyarhis Kilisesi, tamamen aslına uygun restore edilip müzeye dönüştürülerek 2014 yılında ziyarete açılıyor.

Müze, Rahmi Koç’un İstanbul ve Ankara’da yer alan diğer müzeleri ile benzer bir koleksiyonun ev sahibi. Koleksiyonda oyuncaklar, model arabalar, buharlı modeller, ölçüm aletleri gibi belli dönemlere ait obje ve araçlar yer alıyor. Giriş ücreti yetişkinler için 7 TL, Müzekart’ı olanlara 3 TL.

#3 Cunda Sevim ve Necdet Kent Kütüphanesi:

Rahmi Koç’un Cunda’ya kazandırdığı yapılardan bir diğeri Sevim ve Necdet Kent Kütüphanesi. Kütüphane aslında Agios Yannis Kilisesi’nde yer alıyor. Ayvalık’tan adaya girdiğinizde sizi karşılayan ilk mimari olan bu kilise, Orta Çağ mimarisi ve yanındaki değirmeni ile ünlü. Mübadele dönemi ile terk edilen ve tıpkı Taksiyarhis Kilisesi gibi 1944 depremi ile büyük hasar gören Agios Yannis Kilisesi de Rahmi Koç’un desteği ile adaya kazandırılan değerlerden.

Kilise resore edilirken değirmeni de aslına uygun olarak yeniden inşa edilmiş ve böylece şu anki görünümünü kazanmış. Kilise yapısı içindeki kütüphanede, aynı zamanda Muhtar Kent’in babası olan önemli diplomatlarımızdan Necdet Kent’in 1.300 kitabı içeren koleksiyonu yer alıyor. Zaten, müzeye bu kitapları bağışlayan da Muhtar Kent’in kendisi.

Kütüphane, günümüzde Cunda’nın seyir noktalarından biri olan Aşıklar Tepesi’nde ve güzel bir manzaraya sahip. Kilisenin terasındaki küçük kafede ufak bir mola vermeyi unutmayın, 17.30’a kadar açık. Değirmen de şu an bu kafenin mutfağı olarak kullanılıyor.

#4 Cunda Panaya Kilisesi:

Agios Yannis Kilisesi’nden aşağı doğru yürüdüğünüzde Panaya Rum Kilisesi’ni görebilirsiniz. Maalesef günümüze dek korunamamış ve şu an sadece üç duvarı bulunuyor. Kilise, bu bölgeye özel sarımsak taşı ve granit taş ile örme tekniği ile yapılmış. Korunabilse, konumu ve mimari stili ile adanın önemli noktalarından biri olacağı kesinmiş. Özellikle, duvarlarına sprey boya ile hunharca ve cahilce yazılanlar içimize içimize çöktü ve gördüğümüz manzara karşısında kahrolduk. Oysa, bu tarz yapılar şu anki halinden bile geri döndürülüp detaylı restorasyon çalışması ile geri kazandırılabilir. Hiçbir şeyin değerini bilmiyoruz; gerçekten çok yazık.

#5 Despot Evi:

Bu isim de nereden çıktı diyorsanız hemen anlatalım. Despot, Rum Ortodoks din adamlarına verilen isim. 1862’de Rum bir despot tarafından yaptırılan bu konak, despotun talihsiz ölümü sonrası Osmanlı Devleti tarafından alınarak Hükümet Binası olarak kullanılmış. 1920’lere gelindiğinde önce öksüzler yurdu, 1980’lere dek de Türkler tarafından hem yurt hem de okul olarak değerlendirilmiş. Yurt binası adanın başka köşesine taşınınca bu ev de diğer Rum yapıları gibi uzunca bir süre boş kalmış, o arada tahrip edilmiş ve metruk bir yer haline gelmiş.

2015’e dek zarar görmüş haliyle ziyaret edilebiliyormuş ve böylece de zamanla Cunda’nın turistik fotoğraf noktalarından biri olmuş. Muhtemelen Cunda’yı araştırırken Despot Evi karşınıza çıkacak; ancak 2015’ten itibaren geçirdiği uzun restorasyon sürecinin ardından buranın artık bir butik otel olarak hizmet vermeye başladığını belirtelim.

#6 Anelemmatik Güneş Saati:

Cunda sahilinde yer alan güneş saati, Ayvalık Belediyesi tarafından bölgenin sevilen ismi Ahmet Erol Keskin’in vefatı üzerine yapılmış. Saatin üzerindeki numaralar hangi aydaysanız onu temsil ediyor; bulunduğunuz ayın numarasının üzerine düşen gölgeden saati kaç olduğunu tahmin ediyorsunuz.

AYVALIK’TA GEZİLECEK YERLER

Cunda ile Ayvalık ayrılmaz bir bütün. Cunda’da gezecek yerleriniz tükendiğinde Ayvalık’a uğramayı da ihmal etmeyin. Ayvalık gezi notlarımızı incelemek için aşağıda rehbere göz atabilirsiniz.

AYVALIK GEZİ REHBERİ VE AYVALIK’TA GEZİLECEK YERLER

CUNDA’DA DENİZE GİRİLECEK YERLER: CUNDA PLAJLARI

Cunda’ya bahar aylarında ya da yazın gelecekler için Cunda’da denize girilecek yerleri de özetleyelim.

#1 Duba Plajı:

Ayvalık’tan Cunda Adası’na geçerken hemen sağ tarafta görebileceğiniz küçük bir belediye plajı. Çok merkezi olduğu ve kolay ulaşılabildiği için sıkça tercih ediliyor; ancak sezonda çok kalabalık oluyor. Belediyenin işletmesi olduğu için makul rakamlarda hizmet veriyor ama yol kenarı olduğundan bizi çok açmadı açıkçası.

#2 Ortunç Koyu:

Milli park sınırları içinde olduğundan Ortunç’ta halk plajı bulunmuyor; o nedenle yüzmek için bu koydaki otelin plajından ya da çevresindeki kamp alanlarından yararlanabilirsiniz. Her şekilde ya iskeleden ya da kayalıklardan girilebiliyor. Ortunç Koyu’ndaki Ada Camping, bu çevrenin en çok tercih edilen işletmesi. Kamp atmıyor olsanız bile giriş ücretini ödeyip işletmeyi kullanmak mümkün. Ancak, Ayvalık’a araçla gidecekseniz bizim önerimiz Ada Camping’in yanında kalan piknik alanını kullanmanız. Tabii, bu alanda işletme bulunmadığı için masa, sandalye, yiyecek ve içeceğinizi yanınızda götürmeniz lazım. Bir sır daha verelim; burası gölgede kaldığı için Ayvalık’ın en sıcak gününde bile püfür püfür oluyor. 

#3 Patriça Koyu:

Patriça koyu, kumlu ve sığ deniz sevenler için en ideal yerlerden biri. Koyda farklı işletmeler olduğu için şezlong kiralanabiliyor, yeme içme hizmeti de alabiliyorsunuz. Daha sakin yerler arıyorsanız işletmelerin olmadığı alanlardan da denize girebiliyorsunuz. Cunda Adası’nın bir ucunda olduğundan araçla gitmeniz gerek, yol da yaklaşık yarım saat sürüyor. Patriça koyunda gidebileceğiniz işletmeler arasında Bıyıklı Plajı, Mola Beach ve Pateriça Zeytin Beach yer alıyor.

#4 Çataltepe Plajı:

Cunda’nın plajlarından biri olan Çataltepe, berrak ve tertemiz denizi ile ünlü. Genellikle rüzgarlı bir yapısı olsa da toplu taşıma ile de gidilebildiğinden daima kalabalık. Ayvalık plajlarına kıyasla daha ekonomik bir işletmesi olan Çataltepe Plajı’nın sahili ve denizi çakıllı yapıya sahip. Eğer çakıllı denizde yürümeyi sevmiyorsanız yanınıza deniz ayakkabısı almanız iyi olacaktır.

Cunda Adası’nın yanı sıra Ayvalık plajlarını ve Ayvalık çevresinde denize girilecek yerleri de aşağıdaki yazıda anlatıyoruz.

EN GÜZEL AYVALIK PLAJLARI VE AYVALIK’TA DENİZE GİRİLECEK YERLER

CUNDA ADASI TEKNE TURU

Cunda’daki bir gününüzü de Cunda tekne turuna ayırabilirsiniz. Tekneler özel ve çoklu olarak ikiye ayrılıyor; kalabalık grup olarak seyahat ediyorsanız tekneyi grubunuza özel olarak kapatarak daha sakin bir tur yapabilirsiniz. Bizce Cunda Adası tekneleri bu konuda oldukça organize çalışıyorlar. Gitmeden önce Cunda Gezi Tekneleri websitesine bakarak kayıtlı tüm tekneleri buradan inceleyebilir, iletişim bilgilerine ulaşabilirsiniz. Tekne turları 10.00’da Cunda limanından ayrılıyor, 17.00 – 18.00 gibi limana geri dönüyor. Tekne rotası rüzgarın durumuna göre Kara Ada – Pınar Ada arasındaki koylardan oluşturuluyor.

CUNDA ADASI YEME İÇME ÖNERİLERİ

Adanın Ayvalık ile ortak olduğu Rum kültürü, sadece sokaklarında değil sofralarında da hissediliyor. Bu yüzden, Cunda’yı anlamak ve yaşamak için aslında gezilecek yerleri, yüzülecek kıyıları kadar yemeklerinden de mümkün oldukça tatmak lazım. Girit mezeleri, zeytinyağlıları, tatlıları ile Cunda, gerçek bir lezzet rotası.

#1 Cunda Karadeniz Pastanesi:

Adanın klasiklerinden biri olan pastanenin en ünlüsü lor tatlısı. Sıcak günlerde bol gölgeli masalarında birer tatlı molası vermek olmazsa olmazlardan. Lor tatlısı çok sevilse de bizim favorimiz bademli muhallebisi oldu. Tadı hala damağımızda!

#2 Taş Kahve:

Cundalıların buluşma noktası Taş Kahve, vitraylı camları ve taş mimarisi ile Cunda’nın en karakteristik yerlerinden. Geçmişi 150 yıla uzanıyor, kahvesi hemen içinde gözünüzün önünde öğütülüyor. Aslında dışarıda da bir oturma bölümü var; ancak keyfi kesinlikle iç mekanda çıkıyor. Taş Kahve için 7’den 70’e adanın en sevilen mekanı diyebiliriz.

#3 L’Arancia Cunda:

Cunda’nın taş konaklarından birinde tatlı dekorasyonu ile açılan bir İtalyan restoranı. Kahvaltıdan akşam yemeğine, günün her anı gitmeye uygun. Sokak aralarında gezinirken görmemeniz mümkün değil, rengarenk bir yer.

#4 Orman Coffee & Cocktail:

Gittiğimiz her yerde olduğu gibi, Cunda’da da yeni nesil kahvecimizi bulduk! Yalnız, burası hem bir kahveci hem de kokteyl barı. İç mekanı çok ferah, dış alanı da tam sohbetlik. Gündüz saatleri daha sakin oluyor, akşam ise tam keyiflik!

#5 Vino Şarap Evi:

Sosyal medyada Cunda olarak paylaşılan çoğu fotoğraftan tanıyacağınız, kırmızı ve yeşil sandalyeleri ile hepimizin aklına kazınan şarap evi işte burası! Bizce Vino’suz bir Cunda gezisi olamaz; akşam serinliğinde sohbetin dibine varmalık çok keyifli bir yer. Renkli masa ve sandalyelerine oturup etrafı izleyince insan kendini bir anda İtalyan filminde oynuyormuş gibi hissetmeye başlıyor. Geniş bir şarap menüsü var, ev şarapları da çok lezzetli. Yanına da bir meze tabağı ve aperatif söylediniz mi oldu bu iş!

#6 Frenk Cunda:

Cunda sokaklarında gezinirken sıcaktan bayılmak üzereydik ki Frenk ile tanıştıp arka bahçesinde biraz soluklandık. Aslında bir kokteyl barı diyebiliriz; hani adanın kalabalığından kaçmak istediğiniz noktada hızlıca buraya gelebilirsiniz. 😊 Müziklerini çok sevdik, ekibi de çok ilgiliydi.

#7 Ayna Restaurant:

Orijinal restoranlar ve modern tabaklar denemeyi seviyorsanız listenize almanız gereken özel yerlerden. Cunda, her ne kadar Girit mutfağı ve mezeli sofraları ile ünlü olsa da burada konsept biraz farklı. Biraz daha detaylandırmak gerekirse; asma yaprağında sardalya, limonda pişmiş soğuk balık, mercanköşklü deniz ürünleri güveci, adaçaylı tavuk kavurma gibi seçeneklerden oluşan farklı bir menüsü olduğunu söyleyebiliriz. Gitmeden önce rezervasyon yapmanız gerek, fiyatları İstanbul mekanları ile benzer ama Cunda da ucuz bir tatil rotası değil zaten.

#8 Lal Girit Mutfağı:

Cunda’ya gelmeden önce kime söylediysek bize Lal Girit Mutfağı’nı önerdi. Eh, baba tarafından Giritli olunca burayı da denemek şart oldu! Dedikleri kadar var, her şeyleri tazecik ve çok lezzetli. Yazın mutlaka rezervasyonla gelmek gerekiyor; bizim gibi arar da ulaşamazsanız Cunda’ya geldiğiniz ilk gün açıldıkları saatte gidip yaptırabilirsiniz. Girit mutfağı hizmeti veren adadaki birçok yere kıyasla da makul fiyatlara sahip.

#9 Cielo:

Cunda’daki bir diğer bar önerimiz de Cielo. Gece geç saatlere kadar açık olan çok az sayıdaki mekandan biri olduğu için daima popüler. Sıcak ve samimi bir bar olduğu için çok seviliyor. Kendilerine özel kokteyl çeşitleri var, her akşam canlı müzik de yapıyorlar. 

CUNDA ADASI’NDA NEREDE KALINIR: CUNDA’DA KONAKLAMA

Cunda’da konaklama denince akla ilk olarak eski Rum evlerinin ve ahşap konakların dönüştürüldüğü butik oteller geliyor. Butik otellerin yanı sıra Rum mimarisi esas alınarak yapılmış daha büyük oteller da bulunuyor. Nisi Butik Otel, Hotel Cunda Fora ve Mola Cunda Hotel bunlardan bazıları.

Biz Cunda’ya son dakika planıyla bayram tatilinde gittiğimiz için butik otellerde yer bulamamıştık. Ne de olsa araçla gideceğiz diyerek Airbnb’de gezinirken karşımıza Stairway pansiyon çıktı. Monika Hanım ve Sedat Bey sayesinde her şeyden çok memnun kaldık, odayı çok ekonomik bir rakama tutmuş olmak da bu son dakika seyahatin bonusu oldu!

Airbnb ile ilk kez konaklayacaklar için 130 TL indirim sağlayan üye olma linkimizi buraya bırakıyoruz. Siz indirimli rezervasyon yaparken biz de kredi kazanıyoruz, böylece hep birlikte ekonomik geziyoruz.

CUNDA ADASI KAMP ALANLARI: CUNDA’DA KAMP

Cunda’da konaklama açısından tek seçenek butik oteller değil tabii ki. Cunda Adası’nda kamp atmayı planlayanlar için adanın kamp imkanlarını da anlatalım.

#1 Cunda Ada Camping:

Ada Camping, Cunda’nın en sevilen kamp alanı. Ortunç koyunun kıyısında yer alan konumu, doğa ile iç içe olmayı sevenler için ideal. Ada Camping’de çadır ve karavan kampı yapabilir, bungalovlarında konaklayabilirsiniz. Kamp ile ilgili tüm ihtiyaçlarınızı karşılayabileceğiniz bir işletmesi ve restoranı var. Fiyatları biraz yüksek olduğu için genellikle nezih bir ortamı oluyor. Kamp yapmasanız bile plajını kullanmak için günübirlik de giriş yapabiliyorsunuz.

#2 Cunda Mocamp:

Mocamp da Ada Camping’in komşusu, o da Ortunç koyunda yer alıyor. Hem kamp alanı hem bungalov konaklaması için tercih ediliyor. Fiyatları Ada Camping’e kıyasla daha makul; ancak işletme konusunda zaman zaman şikayetler olabiliyor. Geniş bir plajı var, günübirlik ücret ile giriş yapılabiliyor.

Cunda’nın kamp imkanları ile beraber Cunda Gezi Rehberi’nin sonuna geldik. Cunda Adası ve Ayvalık ile ilgili tüm fotoğraf ve gezi notlarımıza Instagram’da @nesemcelikkaya hesabından ulaşabilirsiniz. Bizi takip edin, birlikte gezelim!