Yurt dışında adım attığınız an ‘vay be nereye geldik biz’ diyeceğiniz onlarca tablo gibi şehirden sonra ne olduğunuzu şaşıracağınız, belki de ‘biz niye buraya geldik şimdi’ diyeceğiniz enteresan bir şehirle karşınızdayız! Almanya’daki hiçbir yere benzemeyen manzaraları ile başta biraz kalp kıran ama dolu dolu tarihi, olağanüstü sosyal yaşamı ve eşsiz kültür sanat noktaları ile sizi anında kendine bağlayan Berlin’i anlatacağımız gezi rehberimize hoş geldiniz!

Bu girişle Berlin’in nasıl bir yer olduğunu özetlemiş olduk ama biraz daha detay vermek gerekirse; şehrin sosyalliğine ve hareketliliğine odaklanacağınız bir gezi planlarsanız kesinlikle çok seveceğiniz bir yere gideceğinizi söyleyebiliriz. Berlin’e yaptığımız iki geziyi karşılaştırınca bizim de bu şehrin esas güzelliğinin hareketli ve alternatif yaşamından geldiğini anlamamız çok uzun sürmedi. Lokalinden yemeklerine, sokaklarından müzelerine kadar çılgınca bir kültürel çeşitliliğe hazır olun; kendinizi bu samimiyete bırakırsanız belki bir gün buraya taşınmak bile isteyebilirsiniz!

Berlin Gezi Listesi’ne başlamadan önce, bu gezide yol arkadaşımız olan İGA Pass’ten de biraz bahsedelim. İGA Pass, bizim de 2 yıldan bu yana kullandığımız, yolculara İstanbul Havalimanı’nda premium servisler sağlayan bir sadakat programı. İGA Pass’in farklı üyelik paketleri ile sunduğu hizmetler arasında; uçuş sınıfı fark etmeksizin iç hatlar ve dış hatlardaki kapsamlı İGA Lounge kullanımı, havalimanın farklı noktalarında konumlanmış golf arabası tipi araçlarla ulaşım imkanı sağlayan İGA Buggy, size özel atanan görevlilerle karşılama, bavul alımı ve transfer sağlayan İGA Meet & Greet, favorim olan kendine özel ayrılmış alandan hızlı geçiş ve hızlı check-in hizmetleri ile İGA Fast Track ve İGA Fast Check-In, havalimanında uzun veya kısa süreli her türlü geziniz için kullanabileceğiniz ücretsiz İGA Vale & Otopark gibi servisler yer alıyor.

İGA Pass için İstanbul Havalimanı’ndaki kurtarıcımız diyebiliriz. Seyahatlerimizin %90’ını İstanbul Havalimanı’ndan gerçekleştiren bir ikili olarak, sağladığı kolaylıklar ve konforlu bir seyahat deneyimi ile sık seyahat edenler için mutlaka önerdiğimiz bir program.

Bode Museum, Berlin

BERLİN’DE GEZİLECEK YERLER

Berlin, tarihi ve kültürel noktaları, müzeleri ve kafeleri ile dolu dolu gezebileceğiniz çok hareketli bir şehir. Üstelik, diğer Avrupa şehirleriyle kıyaslandığında akşam da son derece canlı ve enerjik olan, yani kısaca günün her anını sokakta geçirebileceğiniz bir rota. Bizce Berlin’in hakkını vermek için minimum 3 tam gün, hatta mümkünse 4-5 günü sadece buraya ayırmak lazım.

Berlin’deki gezi önerilerimizi kapsayan ve sizin de sıklıkla yolunuzun düşeceği bölgeler arasında Mitte, Tiergarten, Kreuzberg, Charlottenburg, Prenzlauer Berg ve Friedrichshain yer alıyor. Turistik noktalar, müzeler, parklar ve güzel mekanlar için bu bölgeleri haritalarınıza şimdiden ekleyebilirsiniz. Hazırsanız, Berlin gezilecek yerler listesine başlayalım! Spor ayakkabılar bavula, bol yürümeli mükemmel bir gezi sizi bekliyor!

#1 ROTES RATHAUS:

Yapımı 1869 yılında tamamlanan Berlin Belediye Binası, kızıl rengi ve Neo-Rönesans stili ile gerçekten de çok görkemli bir mimariye sahip. Rotes Rathaus, Berlin Duvarı’nın yıkılmasından önce Doğu Berlin’in yönetildiği bir merkez olarak kullanılmış; ancak 1991 yılında Batı Berlin’in yönetildiği Rathaus Shöneberg de buraya taşınmış ve o zamandan beri aktif şekilde belediye binası olarak hizmet veriyor. Bu büyük binadaki odalar, Pazartesi – Cuma günlerinde turistik gezilere de açık; bazı günler belediye aktiviteleri ve güvenlik sebebiyle kapalı olabiliyor. Ayrıca, kısıtlamalar devam ettiği için bu tarz yerlere online olarak önceden saat rezervasyonu yapılarak bilet alınması gerekiyor.

#2 UNTER DEN LINDEN:

Mitte, Berlin’in büyük ve yıkıcı savaşlardan sonra kısmen korunabilmiş tarihi caddelerini ve mimarilerini kapsayan, aslında eski şehir merkezi olarak adlandırılabilecek tek bölge. Burada, diğer Avrupa şehirlerinde görmeye alışık olduğunuz ‘old town’ manzaralarına rastlamak pek mümkün değil ama Berlin’in de kendine has başka güzellikleri var. Onlardan biri, Mitte bölgesinde gezmek isteyebileceğiniz birçok noktayı çevresine alan Unter den Linden Bulvarı.

TV Kulesi, Berlin Katedrali, Humbolt Üniversitesi, Ulusal Opera, Ulusal Kütüphane ve Brandenburg Kapısı gibi yerler hep bu bulvar üzerinde. Humbold Üniversitesi ve Opera binasının olduğu Bebelplatz meydanında St. Hedwig Katedrali’ni gezebilirsiniz. Bulvardaki Ulusal Kütüphane ise Almanca konuşulan ülkeler arasındaki en büyük araştırma merkezi ve dünyanın en büyük kütüphanelerinden biri olarak gezi listenize eklemek isteyebileceğiniz bir nokta.

Alexanderplatz, Berlin

#3 ALEXANDERPLATZ:

Berlin’in en ünlü meydanlarından biri olan Alexanderplatz, Mitte bölgesinin ve şehirdeki ulaşım ağının merkezi diyebiliriz. Gezi esnasında yolunuz buraya mutlaka düşer ama düşmese de TV Kulesi’ni görmek istiyorsanız geleceğiniz yer burası olacak.

#4 BERLİN TV KULESİ:

60’larda yapılan Fersenhturm adlı TV Kulesi, Berlin’in simge mimarilerinden. 368 metrelik uzunluğu ile şehrin en yüksek binası, aynı zamanda Berlin’i 360 derece panoramik izlemek isteyenlerin de listesine dahil edeceği turistik bir nokta. Kuleye çıkmayı bekleyenler nedeniyle, önünde her daim upuzun bir kuyruk görürsünüz, o yüzden böyle bir isteğiniz varsa biletinizi online almanız en mantıklısı olur. Çok uygun fiyatlı bir aktivite diyemem; ancak Berlin WelcomeCard’ınız varsa %25 indirimle bilet almak mümkün. Şart bir aktivite mi diye sorarsanız, bizce değil. 😊

#5 NIKOLAIVIERTEL:

Berlin’de gezilecek tam bir anlamıyla bir ‘old town’ manzarası arıyorsanız, istikamet kesinlikle Nikoaiviertel olmalı. Orta Çağ görünümlü dar sokakları, nostaljik kilisesi ve evleri ile Berlin’in ilk yerleşim merkezi olan bu mahalle, bazı açılarından görünen TV Kulesi olmasa kendinizi Almanya’nın tatlı bir kasabasında geziyormuş gibi hissedebileceğiniz bir yer. Berlin’in büyük kısmı gibi, burası da savaşlardan sonra yeniden yapılmış ama gezerken bunu tahmin etmek gerçekten de çok zor.

Berliner Dom, Berlin

#6 BERLINER DOM:

Berlin Katedrali, ilk olarak Barok stilde 1700’lerde yapılmış, zaman içinde neo-klasik ve neo-barok stillerde birçok ekleme yapılmış. İlginç olan bir bilgi de aslında burada hiçbir zaman bir psikopos yaşamamış, bu yüzden de tam olarak bir katedral sayılmıyor. Yine de görebileceğiniz en iyi katedral yapılarından biri diyebilir miyiz, kesinlikle diyebiliriz. 😊 İçi gezilebiliyor, belli bir noktadan sonrası için ücret ödemek gerekiyor. Eğer, kubbenin bulunduğu terasa çıkarsanız buradan da güzel bir Berlin manzarası da görmeniz mümkün; çünkü Berliner Dom Berlin’in en fotojenik bölgesinde yer alıyor ancak tabii ki buraya çıkmak da ücretli.

#7 MUSEUM ISLAND:

Berliner Dom’un yanından Berlin’in tematik ve konsept olarak ayrılmış müzelerinin bulunduğu Müzeler Adası’na geçebilirsiniz. Müzeler Adası, ilk olarak Prusya zamanında inşa edilen 5 büyük müze ile sonrasında eklenen birkaç galeriden oluşan bir yer. En önemli müzelerin bu adada ve çevresinde toplanması, kültür – sanata meraklıları için çok pratik bir çözüm olmuş; böylece hepsini bir arada, kolayca gezebiliyorsunuz.

Berlin Müzeler Adası’nda; MÖ 10. yüzyıl ile 1. yüzyıl arasındaki dönemi kapsayan Roma ve Yunan resim, desen ve baskı eserlerinin olduğu Altes Museum, Taş Devri’nden Orta Çağ’a kadar uzanan 9.000 eseriyle ve 3.000 yaşın üzerindeki Nefertiti büstü ile Neues Museum, 19. yüzyıl Avrupa’sına ait sanat ve mimari koleksiyonunu içeren Alte Nationalgalerie, Wilhelm von Bode tarafından toplanan heykel, madalya ve madeni para koleksiyonları ile Bode Museum ve kente giriş kapısı bile dahil olmak üzere İzmir Bergama’dan çıkarılan eserlerin sergilendiği, hatta Bergama’yı Berlin’de yeniden kurduklarını söyleyebileceğimiz Pergamon Museum yer alıyor.

Altes Museum, Berlin

Berlin’de Ulaşım ve Berlin Müzelerine Giriş:

Berlin’in son derece organize şekilde planlanmış toplu taşıma ağını rahatça kullanmak ve müze girişlerini daha ekonomik şekilde çözmek için bu gezide Berlin WelcomeCard kullandık. Berlin Turizm Ofisi’nin sunduğu bu seyahat kartlarında, farklı gün ve bölge seçenekleri oluyor. Tüm taşıma ağında geçerli oldukları gibi, birçok müzeye ücretsiz giriş, özel müzelere ve ziyaret noktalarına da indirimli giriş sağlıyorlar. Biz bu şehir kartlarını çok sık kullanmıyoruz; ancak Berlin gibi gezecek yeri ve müzesi bol bir şehirde gerçekten de tavsiye edebileceğimiz bir kart kendisi. Berlin WelcomeCard’ın içeriğini ve sağladığı imkanları buradan inceleyebilir, kartlarınızı gitmeden veya turistik noktalarda yer alan turizm ofislerinden ihtiyacınıza yönelik olarak temin edebilirsiniz. Şehir kartının fiyatı €23’dan başlıyor.

#8 HUMBOLDT FORUM:

Müzeler Adası’nın karşısında konumlanan Humboldt Forum’u; kültür, sanat, medya ve bilim etkinliklerine, çok çeşitli sergilere, enstalasyonlara ve performanslara ev sahipliği yapacak kozmopolit bir alan olarak tanımlayabiliriz. Spesifik olarak etkinlik takvimini takip etmeseniz bile, bu civarda gezerken burayı mutlaka göreceksiniz; çünkü modern mimariyi ve Barok stili yorumlayan mimarisi ile 30.000 m2’lik bir alana yayılıyor. Biraz göz banyosu ve biraz da etrafı izlemek için Humboldt Forum’un Spree Nehri’nin kenarındaki sandalyelerine oturun, TV Kulesi’ne karşı ufak bir mola verin. Özellikle, yeni medya araçlarıyla farklı biçimlerde hazırlanan sergileri gezmekten hoşlanıyorsanız burayı listenize almanızı öneririz. Humboldt Forum kesinlikle standart bir müze değil çünkü. 😊

#9 BRANDENBURG TOR:

Berlin’in en turistik noktalarından biri olan Brandenburg Kapısı, 1791’de kraliyet ailesinin geçişi için yapılmış. O zaman sadece bu ailenin kullanımına özelmiş, halka açık değilmiş. Yıllar sonra Berlin Duvarı yıkılıp şehir yeniden birleşince, Brandenburg da halkın ziyaretine açılmış ve böylece bu birleşimin, barışın ve özgürlüğün de şehirdeki simgesi olmuş.

Brandenburg çevresi oldukça güzel binalara ve parklara ev sahipliği yapıyor. Buraları gezerken, turistik olarak nitlendirebileceğimiz mekanlarda da molalar verebilirsiniz. Kapının hemen yanında Berlin Turizm Ofisi’nin bir şubesi bulunuyor; buradan şehir kartı ve ücretsiz harita edinebilirsiniz.

Oberbaumbrücke

#10 RONALD REAGAN MEMORIAL:

Listenizde mutlaka olsun diyeceğim bir yer değil ama Brandenburg çevresinde geziyorsanız görebileceğiniz için burayı da listeye eklemek istedim. Burada, ABD Başkanı Ronald Reagan’ın 1987’de Brandenburg Kapısı’ndaki konuşması esnasında, Sovyetler Birliği lideri Gorbaçov’a yaptığı ‘bu duvarı yıkın’ temalı meydan okumaya ve kendisine ithafen yapılmış bir anıt bulunuyor.

#11 REICHSTAG:

Brandenburg Kapısı’nın çok yakınındaki Berlin Parlamentosu şehirdeki önemli mimarilerden bir diğeri. Aslında turistik anlamda bu kadar popüler olmasını sağlayan da fazlasıyla etkileyici bir görünüme sahip olan aynalarla detaylandırılmış cam kubbesine ve terasına çıkabilme imkanı diyebiliriz. Binayı gezerken audio guide almak çok mantıklı bir seçenek; çünkü Berlin’deki çoğu turistik noktada olduğu gibi burada da rehberi Türkçe dil seçeneği ile dinleyebiliyorsunuz. Reichstag’da bir de teras restoran bulunuyor, gün batımı saatinde güzel bir mola noktası olacaktır.

#12 HOLOCAUST MEMORIAL:

Yahudi soykırımı ile hayatını kaybeden yaklaşık 6 milyon Yahudi’ye adanmış anıt mezarların olduğu, 19.000 m’lik bir alanda 2.711 beton blokla yapılan Holocaust Anıtı, Berlin’de mutlaka görmeniz gereken bir nokta. Gerçekten çok büyük bir alana yayılan anıt bölgesinde gezerken etrafınızı saran yüksek ve alçak binlerce beton blok size oldukça boğucu ve rahatsız edici gelebilir. Anıtın tek bir noktada bulunmadan çevreye yayılması veya bu belirsiz ve boğucu ortamı da aslında buraya özgü; anmaktan çok sorgulama ortamı oluşturuyor.

#13 JEWISH MUSEUM:

Holocaust Memorial’dan bahsetmişken Yahudi Müzesi ile devam edelim. Avrupa’nın ilk Yahudi Müzesi olan ve 1991 yılında açılan bu müze, Almanya’daki Yahudilerin Orta Çağ’dan günümüze tarihini ve yaşamlarını çok güçlü bir dokümantasyon ile bir araya getiriyor. Mimarisinden sergileme şekline kadar öyle vurucu bir yer ki müze içinde ilerledikçe duygusal olarak giderek daha da farklı bir noktaya geliyorsunuz; bu insanlık dramına adım adım şahit olurken bir anda ağlamaya başlamanız hiç sürpriz değil. Müzede arşiv, kütüphane, enstalasyon alanları, eğitim bölümü ve konferans salonu gibi alanlar mevcut; düzenli olarak etkinlikler de yapılıyor. Avrupa’nın en çok ziyaret edilen müzelerinden biri burası, Berlin’de iki müze gezecekseniz biri mutlaka Jewish Museum olmalı.

#14 HACKESCHER MARKT:

Biraz yeni nesil kahveci ve konsept kafe keşfedeyim, üzerine biraz alışveriş yapıp tasarım butiği gezeyim diyorsanız, Mitte’deki Hackescher Markt çevresini de gezi listenize ekleyin. Bu bölge hem alışveriş hem de Berlin mekanlarını gezmek için ideal bir çevreye sahip, aynı zamanda da Berlin gece hayatının merkezlerinden. Hackescher Markt meydanında zaman zaman tematik yemek pazarları kuruluyor, denk gelirseniz süper olur. Bu bölgede geziyorsanız Berlin’deki ender Art Nouveau örneklerinden biri olan Hackesche Höfe’ü ve avlusunu da görmek isteyebilirsiniz. Burası da ofislere, sanat galerilerine, güzel mekanlara ve butiklere ev sahipliği yapıyor.

Hackescher Markt, Berlin

#15 TIERGARTEN:

Londra’da Hyde Park, New York’ta Central Park ne ise Berlin için Tiergarten o demek. İster sakin bir gün geçirmek, ister yürüyüş yapıp nefeslenmek için veya güneşli bir günde piknik aktivitesine girmek ya da bira bahçelerinde Berliner bir gün geçirmek için; Tiergarten Berlin’in en güzel ve tabii ki en yeşil alanlarından biri. Mitte bölgesindeki turistik yerlere yakın oluşu ve şehrin merkezindeki konumu da diğer artıları.

Sosyalleşmek için harika bir yer olmasının yanı sıra sportif aktiviteler için de birebir bir alan. Seyahatte uğraşamam sporla diyenlerdenseniz; Tiergarten için birkaç aktivite de biz önerelim. Market alışverişinizi yapıp pikniğe gitmek, buranın ünlüsü Café am neuen See gibi mekanlardan birinde oturup güzel bir gün geçirmek, gölde kano yapmak ve günü bira bahçesinde bira & patates & makarna üçlüsüyle bitirmek.

#16 CHECKPOINT CHARLIE:

Berlin’in doğu ve batı olarak ayrıldığı, şehrin duvarlar örülerek ikiye bölündüğü yıllarda, Berlin’de 3 ittifak geçiş noktası varmış. Halkın geçişine izin verilmeyen, sadece ittifak askerleri, aileleri, büyükelçiler ve Alman üst düzey yöneticileri tarafından kullanılan bu üç noktadan biri de Checkpoint Charlie. II. Dünya Savaşı sonrası, 1961’de Amerikan ve Sovyet askerleri burada karşı karşıya gelmiş ki bu durum o zaman III. Dünya Savaşı’nın başlamasına sebep olacak bir gerginlik olarak görülmüş.

Şimdi buranın çok popüler turistik bir nokta oluşu oldukça garip; ancak Berlin’in dopdolu tarihinde böyle mekanlarla karşılaşmaya da alıştık bir yandan. Geçiş noktasının hemen yanında bir de müzesi bulunuyor, çevresinde de çok sayıda hediyelikçi var ki buralarda yıkılan Berlin Duvarı’nın ufak parçalarını bile satın almak mümkün…

#17 EAST SIDE GALLERY:

Berlin Duvarı’nın 1.3 kilometrelik kısmı bugün hem uluslararası bir özgürlük anıtı hem de upuzun bir açık hava galerisi. Duvarın iç kısmında graffitiler, dış kısmında ise mural’lar var. Duvarda yer alan 105 mural, Berlin Duvarı yıkıldıktan sonra 1990’da dünyanın çeşitli yerlerinden gelen sanatçılar tarafından yapılmış. Bazıları zaman içinde yenilenmiş, bazıları ise aynı şekilde yeniden yapılmış. Hatta, o dönemin şartlarında yapıldığı için aynı mural’ı yeniden yapmak istemeyen sanatçıların çalışmaları aynı şekilde başkalarına yaptırılınca sanatçılarla davalık olunmuş. Duvarın böyle de bir hikayesi var.

East Side Gallery’i boydan boya yürürseniz, nehir kenarına da geçmeyi unutmayın. Nehrin ucunda iki katlı Oberbaum Köprüsü’nü göreceksiniz. Burası da şehrin doğu ve batı olarak ayrıldığı dönemde yayalar için bir sınır kapısıymış. Şimdi ise Friedrichshain ve Kreuzberg bölgelerinin iki yarısını birbirine bağlıyor. Şanslıysanız ve güzel bir gün batımına denk gelirseniz, burada fotoğraf çekmek de son derece keyifli.

East Side Gallery, Berlin

#18 KREUZBERG:

Ya da Kreuzberg Merkezi mi demeliydik acaba? Soğuk Savaş döneminin en yoksul bölgelerinden biri olan Kreuzberg, Almanya’nın yeniden birleşmesiyle kabuğunu kırıp kültürel anlamda çok çeşitli bir kimliğe bürünmüş. Kreuzberg’i bir şekilde duymuşsunuzdur, kendisi Berlin’de Türklerin en yoğun yaşadığı, hatta Kreuzberg Merkezini kapsayan sokaklarında gezerken Türkiye’den çok da uzak değilmişsiniz gibi hissettiren bir yer. Söz konusu Berlin’de alternatif bir yaşam kültürü görmekse, işte orası Kreuzberg!

Bol çanak anten, köşe başı dönerciler, sıra sıra kebapçılar, üzerine biraz baklavacı, börekçi, biraz Türk manavları, Kuaför Selim, Foto Selçuk, dev kaselerde çekirdek çitlenen Smyrna Kuruyemiş ve Ayşe Erkmen’in neredeyse 30 yıl önce süslediği -miş’li binası. Kreuzberg Merkezi veya Zentrum Kreuzberg; kısaca başka Berlin’den mini bir özet.

#19 MAUERPARK:

Prenzlauer Berg mahallesi sınırları içindeki Mauerpark, bizim Berlin’de en sevdiğimiz yerlerden. Berlin geziniz hafta sonunu kapsıyorsa ve Pazar günü nereye gitsek diye düşünüyorsanız, Mauerpark’ı listenize hiç düşünmeden ekleyebilirsiniz. Çimlere yayılıp takılmalık, biraz tembellik, biraz keyif yapmalık aşırı rahat bir ortama sahip mis gibi bir park.

Pazar sabahları kurulan bit pazarı Flohmarkt am Mauerpark, şehrin en ünlülerinden biri ve gezmesi de oldukça keyifli. İkinci el ürün veya antika avına çıkmayı sevenler için cennet gibi bir yer; tabi pazarı kaçırmamak için çok da fazla öğlen saatlerine kalmamak gerekiyor. Pazar günlerinin bir diğer Mauerpark aktivitesi ise parkta yapılan karaoke. Parkın çok yakınında bulunan Bonanza Coffee de kahve molası için uğrayacağınız yer olsun.

#20 HOLZMARKT:

Spree Nehri’nin kıyısındaki Holzmarkt, Berlin’in son dönemde en hip yerlerinden biri. İçinde mini kafeler, büfeler ve barlar olan, bazı günler canlı müzik performanslarının yapıldığı, sanat atölyelerinin gerçekleştirildiği rengarenk bir açık hava kültür merkezi. Özellikle hava güzel olduğunda ve akşamları, çok kalabalık ve çok hareketli bir yere dönüşüyor. Berlin Gezi Rehberi’miz burada sona erdi; ancak Berlin hakkındaki diğer yazılarımıza göz atmak isterseniz onları da aşağıda görebilirsiniz. Gezilerimiz için beni Instagram’da @nesemcelikkaya hesabından takip etmeyi unutmayın!

Almanya ile ilgili diğer yazılarımız:

BERLİN YEME İÇME REHBERİ | BERLİN’DE NEREDE NE YENİR

BERLİN’DE NEREDE KALINIR – BERLİN’DE UCUZA KONAKLAMA REHBERİ

NÜRNBERG’DE GEZİLECEK YERLER: 24 SAATTE NÜRNBERG GEZİ REHBERİ

36 SAATTE MÜNİH